kartal escort

Tolkien Gerçekliği: Tolkien’den Önce ve Tolkien’den Sonra

Burak Erdoğdu @_burakerdogdu

Karanlık bir hiçlik, kopkoyu sessizlik, durağan, yoğun bir bulamaç halinde şekillendirilmeyi bekleyen simsiyah bir töz. Her şey bununla başladı ve sonra bir adamın zihninden çıkan aydınlıkla şekillendi… On altı yüzük henüz yoktu, Sauron tek ve en güçlü yüzüğü daha dövdürmemişti. Elfler ve cüceler başarısız olduktan sonra bozulmaya en elverişli tür olan insanların zihnini kontrol etmeye çalışmamıştı. Sauron yenilmemişti, tek yüzük Hobbit’lerin eline geçmemişti. Gollum’un adı o zamanlar Smeagol’du ve Aragorn Kral olmamıştı. Sonsuzluk kadar önceydi. Orta Dünya bilinç kazanmamış, Tolkien bunların hiçbirisini yazmamıştı. İnanması güç ancak bunların hepsi bir zamanlar sadece Tolkien’in zihnindeydi. Henüz ete kemiğe bürünmemişti.

Kimi insanlar yazarak var oldular. Satır satır döküldüler kâğıtlara ve oradan da dosdoğru zihinlere… Birkaç voltluk bir elektrik sinyalinden ibaret fikirleri kıvılcımlar eşliğinde insandan insana sıçradı; işte yazarlar da o sinyaller aracılığıyla yaşama tutundular. Çoğu yazar için, kök saldığı zihinlerde var olmak, upuzun dehlizlere uzanan sonsuz bir seyrüsefere çıkmak, genişlemek, enginleşmek ve daha da çok var olmak… Bu kadarı yeterdi. Sahi bir yazar daha ne ister? Büyüyen ve etrafındaki her şeyi içine alan bir balon gibi şişmek, şişmek ve şişmek… Şiştikçe ihmal edilemez boyutlara ulaşmak. Abideleşmek ve göz alıcı ebatlara erişmek işte yazarın istediği budur.

Tolkien hariç! O başka bir şey ister. Haykırır bunu! Gizli bir arzu da değildir öyle. Okurlarını aldatmaz. Amacını saklamaz ve bundan hiç çekinmez. Tolkien sonsuz olmak ister! Zihinlerde var olmak, akıp giden zamana pençesini takmak, kalıcı olmak, fikirlerini aktarmak… Evet, bunlar güzel şeyler ancak yetmez, yetemez. Daha fazlası gerekli çok daha fazlası!

Doğup, yaşayıp sonunda da usulca ölerek çekileceği bir sahneden ibaret değildir hayat. Tolkien bunu kabullenemez. Kendi gerçekliğini kurgular ve oranın tek hâkimi olur. Amacı sadece bundan ibarettir. Sonsuz haşmetiyle bizi etkilemek ve dudağımızı uçuklatmak… Her şeyi bildiğine her şeye gücünün yettiğine bizi inandırır. Bambaşka bir evren kurgulamıştır. Kendi fizik kurallarına sahip, bugünkü dünyadan tamamen farklı bir dünya. Başka türlü var olmak mümkün! Evet, hepsi mümkün, o yaratıklar, yürüyen ve konuşan ağaçlar, ruhunu yitirmiş uçan atlılar ve gri sakallı bilge büyücüler… Hepsi gerçek olabilir. En az sizin kadar gerçek olabilir. Kulağımıza usulca fısıldar ve zehrini akıtarak tekrar eder.” Başka türlü var olmak mümkün!”

Tolkien’e sadece yazar diyebilir miyiz? Elbette Aragorn, Frodo, Gandalf ve daha onlarca karakter son derece canlı, iç çatışmaları olan, dokunabileceğiniz, özdeşleşebileceğiniz gerçeklikte kuvvetli karakterlerdir. Betimleme gücü de oldukça yüksektir. Orta Dünyayı ağaç kovuğundan tutun da dere yataklarına, kasvetli sivri dağlara ve uçsuz bucaksız platolara değin olağanüstü bir detaylılıkla ortaya serer. Hepsi doğru hiçbirisine itirazım yok ancak yetmez, bununla kalmaz. Başka şeyler, daha sihirli şeyler var onu yazarlığın ötesine geçiren. Nedir bu peki? Dile yatkınlığı sayesinde geliştirdiği Elf dilini ve alfabesini romanlarında kullanması mı? Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serilerinin Silmarillon kitabını da dahil ederek kusursuz bir tutarlılık içerisinde birbiriyle örtüşüyor oluşu mu? Hayır, hiçbirisi değil…

Onu farklı kılan simülasyon kurgulaması ve eserlerinin yeniden yazılabilir oluşudur. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serilerini okuyan herhangi birisi rahatlıkla kendisi de bu dünyada geçen bir roman kaleme alabilir. Orta Dünya’nın sınırları, tarihi dokusu, mimarisi, siyasi olayları bellidir. Orta Dünya halen yaşayan bir dünyadır. Dönüşür, nefes alır ve kendi varlığını başka bir şeye ihtiyaç duymadan devam ettirebilen bir yaşam enerjisine sahiptir.

Kanaviçe işler gibi işler. İnce ince ve sabırla… Vitrinlik bir eşya değildir öyle ürettikleri, işlevsiz ve sadece estetik değer taşıyan. Kullanıla kullanıla sırtta paralanacak bir hırkaya benzer yazdıkları. Yıllandıkça değerlenir, yaşanmışlıklarla dövüldükçe kuvvetlenir. İlkin titrek ve flu bir ateştir. Yaklaştıkça büyür ve ısıtır. İçine dalarsan kaybolacağın bir yangındır. Tehlikelidir de aslında. Kara delik gibi çekebilir ve gerçeklikle tüm bağlarını kopartabilir. Orta Dünya’da yaşamaya başlayan birisine dönebilirsin. Kendisinin amacı da tam budur zaten. Yaratıcısı olduğu Orta Dünya’ya sizi çekmek ve orada hapsetmek. Zihninin hangisinin kapısının nereye açıldığı meçhul koridorlarında dolaşmaktan bitap düşmenizi bekler. Sonsuz bir gezintiye çıkmanızı ve geri dönmemecesine orada kalmanızı ister.

Bilim insanlarının son dönemde sorduğu en önemli sorulardan birisine bu çizgide yanıt aramak gerekir. Bir simülasyonda mı yaşıyoruz? Neden birileri, uzay-zamanın belli bir bölümünde, işleri Tolkien’den daha ileri götürmüş ve bizi kendi sanal dünyasının kuklası yapmış olmasın ki. Delice ama mümkün. Tıpkı Tolkien’in denediği gibi. Çılgınca ve de dâhiyane…

Tolkien eğer bir bilgisayar programcısı olsaydı ve teknolojik imkânları var olsaydı. Gerçekten Orta Dünya gibi bir dünyayı yaratmış olabilirdi. Eleştiri sınırlarının çok ötesinde, yazar olarak nitelemenin yetersiz kalacağı insanüstü bir varlık olan Tolkien Simülasyon teknolojilerinin atası sayılabilir. Bir gün insanlık yıldızlara diz çöktürecek kudrete ulaşırsa rahatlıkla Tolkien’in kurguladığı dünyayı reel anlamda yaratabilir. O yaratıklar da tıpkı Tolkien’in kurgu evreninde olduğu gibi acılar çekip, savaşlar verebilirler. Hırsla gözleri dönebilir ve kendilerini tanıyamayacak noktaya gelebilirler. Kanlarıyla canlarıyla düpedüz gerçek karakterlere dönüşebilirler. Bir yıldız dolusu enerjiyle bunu başarabiliriz.

Yıldızlara hükmettiğimiz gün gelecek ve Galaktik bir uygarlık olacağız. Birkaç milyon yıl meselesi sadece. Ve insanlık Orta Dünya’yı gerçekten yaratacak. Kim bilir belki de Tolkien’in kafasında dolaşıyor gibi olacağız. Onun gözünden bakabilecek ve onu anlayabileceğiz. Milyonlarca yıl sonra doğacaklar ne kadar şanslılar! Mor bulutlara dokunacaklar ve Hüküm Dağını gerçekten görecekler. Mordor’un zebani yaratıklarından kaçacak Shire’de dev yürekli minik insanların koca ve kıllı ayakları altında ezdiği cennet köşesinde gezip tozacaklar.

Biz ise onlara ilham veren adamı tanıdığımız için ne kadar şanslıyız. Tolkien ölümsüz olacak ve onun dünyası son insan bilinci kapanana dek var olacak. Gelecek bugün onunla doğdu ve ondan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Kafamıza şüphe tohumları serptiği için Tolkien’e insanlık olarak ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizi gerçekliğimizden şüpheye düşüren adam. Soyunduğun bu rol bize bir gün çağ atlatacak. Senden ilham alan bilim insanları yapacak bunu. Senin hayalini yaratacaklar. Bunu biliyor ve hissediyorum. Tarih ikiye ayrılacak! Tolkien’den önce ve Tolkien’den sonra…

İlginizi Çekebilir

betpas

canlı bahis

güvenilir bahis siteleri