kartal escort

Tanpınar ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü Üzerine

Elif Doğan

‘’İnsanlar kâinatın sahibi olmak üzere yaratıldıkları için, eşya onlara uymak tabiatındadır.’’

21. yy romanının genel hatlarına dâhil olmuş popüler kültür yazımlarından bir nebze sıyrılmak isteyen okur için ideal bir soluk Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Düşünülenin aksine yaşadığımız döneme pekte yabancı değil bu roman. Elbette dönemler atlandıkça gelişim süreci devam ediyor. Romanda da asıl dikkat çekmek istenen noktalardan biride bu; Yenileşme arifesi ve yenileşme dahilinde bulunan Osmanlı insanı.

Tanpınar hayatta olduğu dönemde hak ettiği ilgiyi görememiş kendi deyimiyle ‘’ sükût suikastı’’ ne uğramıştır. İçinde yaşadığı dönemde keşfedilmeyişi onu zaman aşımına uğratmamış, dönemimizin araştırmacıları Tanpınar üzerine ciddi araştırmalar sürdürüyor. Kendi fikrimce aramızdan çıkacak olan bir takım kişiler Tanpınar’ı yalnızca kitap sayfalarında bırakmayıp, sahnelere, operalara, zihinlere taşıyacak. Saatleri Ayarlama Enstitüsü Romanının içsel ezgisi çizgisinde Tanpınar’ın sosyal, siyasi yaşam üzerine düşüncelerine rastlamakta mümkün. Bu açıdan yazarı tanımak isteyen okuyucu içinde bu kitap alternatif bir yol olarak düşünülebilir. Okuyucu yazarın kişisel hayatında yaşamış olduklarını bu roman içinde küçük motifler halinde bulabilir.  Döneme özgü pek çok romanda rastlanan sosyal içerikli konular bu romanda da dikkatimizi çeken bir husus. Toplumun aksak yönleri hiciv edilmiş, o dönem yaygın olan bir takım düşünceler eleştirilmiştir. (hurafeler, miras yedicilik, doğu- batı çatışması vb.) Tanpınar genelinde olduğu gibi bu romanında da bizleri yoğun bir mistizm ile karşılıyor.

Romanda dikkatimi en çok çeken Tanpınar’ın eşyaların insanlar gibi ruhlarının olduğunu ve cismin el değiştirdikçe enerjisinin insana olan tesiri üzerine yazmış olduğu bir takım deyişler oldu.

‘’sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanları paylaşan, hülasa onun hararetiyle ısınan ve onun uzviyetinde benimseyen yahut masanın üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olupbittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeye çalışır.’’

Yazar saatlerin insanlarla olan uyumunu, onların ruhlarıyla bir bütün olduğunu bu şekilde belirtiyor. Bunun yanında eski şapkaların, ayakkabıların vb. eşyaların önce ki sahiplerinden yeni kişilerin eline geçtikçe bir etkileşim yaşandığını söylüyor. Romanın asıl kahramanı ve roman boyunca olayları kendisinden öğrendiğimiz Hayri İrdal saatlerinde insanlar gibi ruhlarının olduğuna yürekten inanmakta. Hatta bu onun için hayat felsefesi halini almış, bu durum küçük yaşlarında evlerinde saatler üzerine yaşanan bir takım olaylardan ötürü ve ekseriyet yine küçük yaşlarında yanında çıraklık yaptığı Nuri Efendi bu felsefeyi genişleten, ufkunu açan en önemli unsurlardır. Nuri Efendi saat tamiri yapan, Hayri İrdal’ın deyişiyle saat doktoru, kendi çapında hayatını idame ettiren, çevresinde ki insanlara nazaran saatlere bir hayli yakın, onlara farklı bir gözle yaklaşan tiptir. Bu kişiliğin romanda ki sembolüne değinecek olursam tamamen doğuyu temsil etmekte. Nuri Efendiyi daha yakın tanımak amacıyla Tanpınar’ın Nuri Efendi üzerinden yaptığı deyişlerden birini aktarmayı burada uygun görüyorum; ‘’ Cenab-ı Hak insanı kendi suretiyle yarattı; insan da saati kendine benzer icaat etti.’’ Tanpınar’ın Nuri Efendi üzerinden belirttiği ve bir okuyucu olarak bende derinlik duygusu uyandıran bir diğer aktarımı şudur; Nuri efendi ayarsız saatten hiç hoşlanmaz hatta dışarıda ‘’ayarsız saat görürüm korkusuyla’’ dışarı çıkmazdı. Nuri Efendi kendi ağzından bu durumu şu şekilde anlatır; ‘’ Ayar, saniyenin peşinden koşmaktır.’’ Nuri Efendi ayarsız saatin bir mazeretin olmadığını, kendisinin korkunç bir günah olduğunu, çünkü tek yaptığının vakti israf etmek olduğunu söyleyerek, bu şeytanın başvurduğu çarelerden biridir der.

Roman Hayri İrdal’ın anıları şeklinde kurgulanmış dört ana bölümden oluşuyor. Geçmiş ve içinde bulunulan dönemde yaşanan olaylar paralel derecede anlatıyor. Maziyi anmaya sıklıkla rastlanılıyor ve bu her iki dönem arasında bir bağ kuruluyor. Saatleri ayarlama Enstitüsü genel yapısı itibarıyla Tanpınar’ın sistem üzerine yaptığı bir eleştiri. Görünen gerçekler bir takım semboller vasıtasıyla işlenir; bu romanda aslolan ‘’zaman’’dır. Tanzimat’ta başlayan yenileşme hareketinden cumhuriyet dönemine değin şekillenen insan tipini ele alıp, halk üzerinde ki doğu- batı çatışmasına dikkat çeker.

Romanda ki sembollerin bazısını deşifre edecek olursak; Hayri irdal ne batı zihniyeti içerisine tam girebilmiş, ne de doğu zihniyeti içinde kalabilmiştir. Hayri İrdal bu toplumsal kaosun bir örneği olarak gösterilir. Tanpınar bu durumu 19. asır Türk Edebiyatı Tarihi kitabında şöyle izah ediyor. ‘’Çok vahim siyasi hadiselerin ve iktisadi şartların beraberinde yürüyen bu yenilikler hakikatte, bir medeniyet dairesinden ötekine geçmek, asırlardır uğruna inanılmış ve mücadele edilmiş değerler dünyasından ayrılmak demekti.’’ Son olarak yazımı yazarın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabında Hürriyet fikrini de açıkça belirten bir parafıyla bitirmek istiyorum.

‘’Hürriyet aşkı, – haydi Halit Ayarcı’nın sevdiği kelime ile söyleyeyim, nasıl olsa beni artık ayıplayamaz, kendine ait lügatı kullandığım için benimle alay edemez!- bir nevi isnobizmden başka bir şey değildir. Hakikaten muhtaç olsaydık, hakikaten sevseydik, o sık sık gelişlerinden birinde adamakıllı yakalar, bir daha gözümüzün önünden dizimizin dibinden ayırmazdık. Ne gezer? Daha geldiğinin ertesi günü ortada yoktur. Ve işin garibi biz de yokluğuna pek çabuk alışıyoruz. Kıraat kitaplarında birkaç manzume, resmi nutuklarda adının anılması kâfi geliyor.’’

AHT Saatleri Ayarlama.indd

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Dergâh Yayınları, İstanbul 2012, 400 s.

İlginizi Çekebilir

betpas

canlı bahis

güvenilir bahis siteleri