Son Samuray: Yukio Mişima

Fatih Emre Öztürk

Doğu ile ilgili düşüncelere kapıldığımda gözlerimin önünde daima kapalı kapılar canlanmıştır. Doğu ve Batı’nın ortasında baş gösteren yaşantım düşünüldüğünde Batı’nın sanatı her zaman kucak açmıştır. Sadece benim yaşadığım bölgeye değil bütün dünyaya kucak açan ve kültürel birlikteliği aktaran Batı’nın aksine, Doğu’yu düşündüğümde ise uzaydan dahi görebileceğim bir set gözlerimin önünde rahatça canlanır. Bu görsel ise her zaman beni bir düşünceye itiyor. Doğu’dan az aldığımız Batı endeksli yaşantımızda sanki Doğu’ya haksızlık ediyoruz. Çünkü Doğu’da belki de Batı’dan daha zengin kültürler bulmak daha mümkün. Üstelik daha az keşfedilmiş bir saha olduğu için keşfinizi kendinize mal edip haz hissetmeniz de bu işin bir başka artısı.

Bahsettiğim hazzı hissedebilmeniz için olağanüstü bir orijin olabilecek Japon bir yazar ise Yukio Mişima. Ülke olarak her zaman mağduru sevip onun yanında oluşumuz ve Hiroşima felaketi düşünüldüğünde Japonlara karşı bir sempatimiz olduğu bir gerçek. Bu ve daha önce bahsettiğim sebeplerden ötürü Yukio Mişima’yı seveceğinizi düşünüyorum.

Yukio Mişima’nın Yaşantısı

Yukio Mişima’nın asıl adı Kimitake Hiraoka. Tokyo’da dünyaya gelir ve doğumunun hemen ertesinde kendisini annesinden ayıran büyükannesi ile çocukluk yaşantısına başlar. Büyükannesi onu çevresinden farklı büyütme konusunda oldukça ısrarcı olur ve bu ısrarı Mişima’nın çocukluk yaşantısının engellerle başlamasına sebep olur. Mişima’nın erkek çocuklarla oynamasını yasaklayan, sadece kız kuzenleriyle görüşmesine izin veren ve Mişima’yı yalnızca bebek oyuncaklarla oynatan büyükannesi bu yasaklar dizisi ile aynı zamanda Mişima’nın cinsel geleceği üzerinde de oldukça etkili bir temel atar. Düzen ve disiplini hayat görüşüne yediren babasının da etkisiyle kılıç ve dövüş sanatlarında oldukça yetkin bir eğitimden geçer. Aynı zamanda vücudunun mükemmelliği arzusu da tüm hayatına yayılır. Tokyo İmparatorluk Üniversitesi’nde Hukuk eğitimi görüp bir süre Maliye Bakanlığı’nda memur olarak görev alan Mişima, ülkesinin gidişatından rahatsız duyar. Japon toplumunun gittikçe yozlaştığını ve eskiye dönmesini düşünen Mişima, aynı düşüncelere sahip arkadaşlarıyla birlikte Kalkan Cemiyeti’ni kurar ve bu cemiyetin başkanı olur. Bu cemiyet çerçevesinde aktivist bir yaşantıya başlayan Mişima, bu tarih sonrasında faşist olarak nam salar.

Ülkesinin gidişatından her an rahatsız olmaya devam eden Mişima, artık dayanamaz. Seri olarak planladığı romanının son parçasını da bitirdikten sonra, 45 yaşındayken Kalkan Cemiyeti üyeleriyle birlikte ülkesinin askeri biriminin kampını ziyaret eder. Kampın generalini sandalyesine bağlayıp Kalkan Cemiyeti’nin manifestosunu okur ve seppuku(bizde harakiri olarak da bilinir) adı verilen ve kişinin kendi karnını kılıcı ile kestikten sonra arkadaşının başını kesmesiyle gerçekleşen geleneksel Japon intihar biçimini tüm halkın önünde gerçekleştirmeyi planlar. Mişima bu planın kendine ait kısmını başarı ile yerine getirmesine karşın başını kesme görevini üstlenen ve acı çekmemesi için bunu bir an önce yapmak isteyen arkadaşı Morita elinin ayağının titremesi ve gözyaşları sebebiyle normalde bir kerede yapılması gereken baş kesme görevini yerine getiremez. Yine samuray yasaları gereğince başka iki kişi tarafından hem Mişima’nın hem de Mişima’nın başını kesmeyi başaramayan Morita’nın başı kesilir.

Yukio Mişima’nın Ardında Bıraktıkları

Mişima 45 yılında ölmesine karşın Japon ve dünya kültürüne oldukça çok eser bırakmıştır. Her ne kadar Japon’lar Mişima’yı sahiplenmese de o;  40 romanın, 74 hikâyenin, 33 oyunun, 1 seyahat kitabının, sayısız makale ve şiirin, yönetip oynadığı ve sayısı hâlâ tam olarak belirlenemeyen filmlerin yaratıcısı olmuştur. Ayrıca 3 defa Nobel Edebiyat Ödüllüğüne aday gösterilen Mişima, bu ödülü hiç kazanamamış olsa da, başta Henry Miller olmak üzere birçok yazar tarafından yaşantısı kaleme alınmıştır.

Ününü yaşarken duyurmayı başaran yazarlardan olan Mişima’nın eserleri daha kendisi yaşıyorken 20 farklı dile çevrilmişti. Yazdığı oyunların New York’ta sahnelenmesi, cesur pozlarıyla ünlendiği fotomodellik kariyeri, kılıç ve dövüş sanatları ustalığı, oyunculuğu, film, tiyatro ve senfoni orkestrası yönetmenliği, mimari tasarımları, hukuk öğrenimi, maliye memurluğu ve tabii ki kendi ordusunu kurması düşünüldüğünde her şeyi yaptığı bir 45 yıllık yaşam ile Mişima, Japon dünyasının Leonardo Da Vinci’si olarak da anılır.

Birçok kitabında kendisinin yaşantısından izler veren Mişima, ayrıntı takıntısını yazarlığına da yansıtmıştır. Katana ismi verilen özel kılıçların desenlerini sayfalarca betimler. Bir saniyeyi Mişima’nın kaleminden otuz sayfa okuyabilirsiniz.

Genellikle Can Yayınları’ndan eserleri basılan Mişima’yı okumak için ise Türkçeye çevrilmiş 8 farklı kitap seçeneğiniz var. Dalgaların Sesi (Varlık Yayınları), -Kitabın bütün baskıları tükenmesine karşın sahaflar aracılığı ile bulabilirsiniz.- Bahar Karları (Bereket Serisi – 1, Can Yayınları), Kaçak Atlar (Bereket Serisi – 2, Can Yayınları), Şafak Tapınağı (Bereket Serisi – 3, Can Yayınları), Meleğin Çürüyüşü (Bereket Serisi – 4, Can Yayınları), Altı Çağdaş No Oyunu (Can Yayınları), Bir Maskenin İtirafları (Can Yayınları), Yaz Ortasında Ölüm (Can Yayınları) gibi seçenekleriniz bulunmakta.

Yukio Mişima’ya başlamak için en iyisinin ise otobiyografik izler taşıyan Bir Maskenin İtirafları olduğunu düşünüyorum-ki şahsen ben bu roman ile başladım. Bir Maskenin İtirafları sonrasında, öykülerinin, oldukça sıra dışı öykülerinin yer aldığı Yaz Ortasında Ölüm ve son olarak Bereket Serisi iyi olacaktır.

Çok satan kitapların samimiyetsizliğine inanan ve farklı olduğu kadar da kaliteli yazarları arayan kitapseverler için Yukio Mişima ya da modern Japon tarihinin son samurayı iyi bir seçim olacaktır.

İlginizi Çekebilir

istanbul escort bayan