Sevgililer Günü

Erdal Noyan

Şubat ayının 14’üncü gününü birçok yerde birçok insan Sevgililer Günü olarak kutluyor. Bu güne Valentin Günü de diyebiliriz; çünkü 14 Şubat Valentin’in ölüm günü.
Kimdir Valentin?
Valentin (Valentinus, Valentine), 13’üncü asrın bir filozofu.
Roma İmparatoru 2’nci Claudius’un on iki Roma tanrısına tapılması buyruğunu uygulamadığı ve yasağa aldırmayarak Hıristiyanlarla bağlantı kurduğu için hapse atılan ve ardından idam edilen kişi.
Valentin’in tutulduğu hapishanedeki gardiyanlardan birinin gözleri doğuştan kör bir kardeşi varmış. Julia’dır kızın adı.
Gardiyan, kız kardeşini Valentin’le tanıştırır. Umut bu ya, belki Filozof’un duası vesile olur da kız görmeye başlar.
“Niyet hayır, akıbet hayır!” denmiştir.
Valentin genç kızı eğitir, dindarlaştırır. Birlikte yaptıkları bir dua sonucunda Julia’nın gözleri açılırlar.
Ertesi gün ölüm emri gelen Valentin, idam edilmeden önce genç kıza bir mektup bırakır.
Öte yandan, Sevgililer Günü’nün başka bir kaynağa daha dayandırılıyor.
Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan bir törene.
Juno’ya saygı gereği, her yıl şubat ayının 14’üncü günü tatil, 15’inde ise festival yapılırmış.
Lupercalia imiş bu aşk festivalinin adı.
Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen şubat ayında, gençler de kuşları örnek alarak eşleşirlermiş. Birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adları, deriden yapılan bir tür kâğıt çeşidi olan parşömenlere yazılıp, o gün tanrıçaya sunuluyormuş.
Papalık bu aşk festivalini yasaklamış.
Ölüm tarihi de değerlendirilen Valentin, burada devreye sokuluyor.
Barbar tanrıçası Februata Juno kaynaklı söylence ile Hıristiyan azizi Valentin kaynaklı söylence birleştirilerek durum kurtarılmak isteniyor.
Böylece, tüketimi kamçılayacak Sevgililer Günü ortaya çıkıyor. Anneler Günü de aynı amaçla üretilmedi mi? Oysa insan sevdiğini her an sevindirmek ister.
Görülüyor ki söylencenin Valentin ile ilgili kısmı dinî bir içerik taşıyıp, günümüzdeki kutlayış algısıyla ilgili değildir.
Dinî anlamı baskın bir zaman dilimini kutlamak isteriz ancak Valentin Günü türünden olmasın, İslâm’dan kaynaklansın diyenler, Kutlu Doğum Haftası, Düğün Günü (Şeb-i Arus) gibi seçenekleri değerlendirilebilirler.
İlle erkek ve kız arasında kutlanan bir sevgililer günü isteniyorsa, o gün; ölümüne aşkları anlatan Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Tahir ile Zühre efsanelerinden biri aracı kılınarak seçilebilir.
İleri de ne düşünürüm bilmem, şu aralar Erdal Demirkıran’ın şu sözüne hak veriyorum: “Sevdin mi Mecnun gibi sevip düşme çöle…/ Sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa; git dağ del, su getir köyüne de aşkın bir işe yarasın!”
Karalar bağlamış âşıklarla ne işim var derseniz, bir de Fuzuli’yi dinleyin derim: “Ferhâda zevk-i sûret Mecnûna seyr-i sahrâ/ Bir râhat içre herkes ancak menem belâda.”

İlginizi Çekebilir