Sâdık Hidâyet ve Kör Baykuş

Leyla Mihrinaz Engin

Sâdık Hidâyet’in Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilmiş Kör Baykuş romanını ilk okuduğumda, kafamda bu kitap hakkında kesinlikle bir şeyler yazmalıyım düşüncesi belirdi. İkinci okuyuşumdaysa; romanın konusunu mu, anlatım şeklini mi, yazarını mı anlatsam? Düşüncelerine kapıldım. Ve üçüne de değinmeden geçmek istemedim.

Sâdık Hidâyet hakkında araştırma yapmak istediğim vakit, yaşamıyla ve sanatçı duruşuyla ilgili edindiğim bilgiler beni hayrete düşürdü. 1903 yılında Tahran’da doğan yazar hakkında ilk göze çarpan “ Çağdaş Dünya Edebiyatı Yazarı” söylemi oldu. Çağdaş Edebiyat derken, kelime anlamı; aynı çağda yaşayanlar olan çağdaşlık, tam olarak aradığıma cevap değildi. Biz, 9. Yüzyılda yaşayan Firdevsî, 10. Yüzyılda yaşayan Hayyam, 18. Yüzyılda yaşayan H. Cibran ya da 19. Yüzyılda yaşayan S.Hidayet’le aynı çağlarda yaşamadık. Aynı çağın insanları değiliz. Onlar ve benzerleri, eseleriyle çağlarını aşıp yaşadığımız çağda da etkili, güncel ve ileriki çağa da ulaşabilecek kabiliyete sahip olduğu için “çağdaş” unvanına sahipler. Dolayısıyla Çağdaş Edebiyat, bağrında, çağı ne olursa olsun, insani duygu ve düşünceye hitap etmekten geçiyor. Güncelliğini yitirmemekten, her ırka, dile ve kültüre hitap edebilmekten geçiyor.

Ortadoğu Edebiyatçılarının ürünlerine baktığımız vakit, ayrıntılı bir düşünce, derin duygular ve güçlü anlatımlar görürüz. Buradan da yaşadıkları coğrafyanın politik, sosyal, felsefi ve ekonomi çarpıklığına maruz kaldıklarını, etkilendiklerini ve bu etkileşimi sanatlarına ustaca yansıttıklarına şahit oluyoruz.

Yine 19. Yüzyılın kadın şairlerinden olan İranlı Furuğ Ferruhzâd’ın yaşamında etkili olan İran rejiminin katı kuralları şairin çok trajedik bir hayat hikâyesine sebep olur. Halen trafik kazandaki muamma ölümün altında intihar şüpheleri yatmaktadır. Ortadoğu’nun ilk ve başarılı kadın şairlerindendir.

İran’ın en büyük bilgin ve şairi olan Hayyam, rubailerinde her daim, halkı aldatan ve sömüren politikacılara çatar. Dinin dahi çarpıtılarak yaşandığı bölgede Hayyam’ın bu rubaisi oldukça çapıcıdır.

Ey müftü düşün, senden daha çoktur çabamız.

İçsek de yıkılmaz, sen gibi sarhoşlamayız.

Bizler üzümün, sen halk kanının düşmanısın.

Kan içmede üstün kim, bunu senden sorarız.

Hayyam’dan, Firdevsi’ den, Sadî’ den etkilenen yazar, İran’da varlıklı bir aileye sahip olmasına rağmen içinde yanan edebî aşk uğruna Paris’e gider ve edebiyat üzerinde çalışmalarda bulunur. Yaşamında maddiyat ve mesleki kariyeri nerdeyse elinin tersiyle iter. 1930 yılında Tahran’a geri döner. Ancak İran’da yaşanan İslâmiyet’in geleneksel ve katı tutumu, öte yandan ikinci Dünya savaşının İran üzerindeki politik etkileri, İran’daki adaletsiz sınıf ayırımları ve oluşan ahlak bozukluklarına tahammül edemeyip tekrar Paris’e döner. İç dünyasında sürekli dış dünyada dönen çarpıklıklarla savaş içindedir. Hassas, kuşkucu, inceleyici ve serbest düşünceye sahip olan aydın kişilikli yazar, 1951 yılında, Başbakan olan ve yobaz bir müslümanca katledilen eniştesinin ölümünden sonra intihar ederek yaşamına son verir. Hidayet’in bu denli çetin yaşam koşullarına maruz kalması ve kişiliğindeki hassasiyet ürünlerine son derece başarılı kapılar açar.

Kör Baykuş romanı “İran edebiyatında romana bağımsız bir tür olarak yeni bir estetik değer kazandırdığı için tarihsel bir öneme sahiptir.” Diyen Hülya Soyşekerci, Radikal Kitap 30.09.2011 tarihli yazısında romana büyük bir yer verir.

Kör Baykuş’u okurken, acılar içinde kıvranan ve acısını bu denli güçlü ifadelerle dile getiren kahraman, yazarın kendisidir düşüncesine kapılabilirsiniz. Kahraman, romandaki olay örgüsünde resmen kaybolmuştur. Ancak Sâdık Hidâyet’i yakinen tanıyan, dostlarından biri olan Profesör Bozorg Alevî, Hidâyet’in diliyle şu ifadelerde bulunmuştur; hayat hikâyemde önemli bir şey yok. Başımdan ilginç olaylar geçmedi. Ne yüksek bir mevki sahibiyim, ne de sağlam bir diplomam var. Okulda hiçbir zaman örnek bir öğrenci olamadım… nerede çalışırsam çalışayım silik, unutulmuş bir memurdum…” bu belirlemelerle romandaki kahramanın o olmadığına kanaat edebilirsiniz. Diğer taraftan Bozorg Alevî, Hidâyet için kaleme aldığı yazılarında; Hidâyet’i, alçakgönüllü, dürüst, dost, insan ve hayvan sevgisi ile dolu, güzelliğe hayran, zeki ve nükteci diye ifade etmektedir.

Kör Baykuş, olay örgüsü ve anlatım şekliyle son derece başarılı ve çağdaş bir romandır. Olayın gerçek mi kurgu mu olduğu düşüncesiyle baş başa kalırsınız. Romanın kahramanı, yaşadıkları boyunca, ölümün eğişinde dahi kendisine ulaşmaya, kendisini anlamaya çalışır. Kendisine benzeyen insanların neden bu kadar kaba olduklarını anlamakta zorluk yaşar. Kendi kendisine konuşuyormuş havasında, zorlama olmaksızın akan bir dili var. Dış yaşama olan güvensizlik ve kızgınlığını “aşağılık adamlar” kelimesiyle ifade eder.

Roman, var ile yok arasında gelgiti olan bir aşk hikâyesi ve kahramanın tüyler ürperten geçmişini konu etmektedir. Kahraman, kalemdan figürleri yapmakta, figürde yaptığı bir kızın gözlerine aşk beslemektedir. Figürlerdeki kızı gerçek yaşamında arar. Yer yer somut olarak bulduğunu sanırsınız ancak tamamen bir hayal ürünüyle iç içe geçen kahraman, diğer taraftan romanın diğer kahramanlarıyla da yer değiştirmektedir. Kahramanın bir tane mi beş tanemi olduğu gerçeğini yakalayamıyorsunuz.

Âşık, hasta, mutsuz olan kahraman, yaşadıklarını o kadar usta bir dille anlatır ki, acısına hayranlık uyandırmakta. Duyguların bu kadar ustaca anlatılması, bir acıyı anlatırken acının en tepesine çıkıyor olmak müthiş bir kabiliyet hissi yaratmakta. Baştan sona karanlık bir iç devinim olan, son derece ürkütücü bir yaşam gerçeği ile yazılmasına rağmen o bohem sizi yıldırmıyor, okumaya, keşfetmeye devam ediyorsunuz.

Popüler bir dil ile kaleme alınan romanda kan ve kadın teması dikkat çekicidir. Sâdık Hidâyet gerçek yaşamında bir vejetaryendir. Değil bir insandan, bir hayvandan bile kan akıtılmasına karşı olmasına rağmen, kahramana romanındaki kadını öldürtür. Romanda kadın hep suskundur ve ahlaki olarak erkekleri baştan çıkarmıştır. Erkekler ise zayıf ve kadınların cinsel cazibelerine kapıldıkları için acı çekmiştir.

Romanda yer yer anlatım tekrarı var. Çok ustaca geçiş ve her seferinde başka bir düşünceye temas ettiğinden, okuyucuda ayrı bir okuma hazzı yaratmakta. Ancak roman yazılırken okuyucu hiç düşünülmemiş, yazarın ve kahramanın meramı pervasız ve kayıtsızca dile alınmıştır. Buna rağmen Kör Baykuş, okuyucuda müthiş bir beğeni, müthiş bir tat ve düşünce fırtınası yaratmakta.

korbaykus

Kör Baykuş, Sadık Hidayet, Çev.: Behçet Necatigil, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2001, 95 s.

İlginizi Çekebilir

betpas

canlı bahis

güvenilir bahis siteleri