kartal escort

Necati Cumalı’nın Romanları

Dilşah Ünlü

Cumhuriyet Dönemi edebiyatı içerisinde yer alan Necati Cumalı, seksen yıllık yaşamının, altmış yılını, şiire, hikâyeye, romana ve oyun yazarlığına adamıştır.

Altmış yıl boyunca, edebiyatın farklı türlerinde yetkin eserler veren Necati Cumalı, hâlâ günümüzde ve edebiyatımızda adından sıkça söz ettirmeyi başaran ender sanatçılarımızdandır.

Yazın hayatı boyunca, beş yüz yetmiş dokuz şiirden oluşan on dört şiir kitabı, biri uyarlama olmak üzere yirmi dokuz oyun, dokuz hikâye kitabı, altı roman, altı deneme, bir senaryo, bir anı kitabı, beş çeviri ve iki inceleme olmak üzere toplam yetmiş üç eser yayımlar.

Biz ise burada, Necati Cumalı’nın yayımladığı altı romanını ele alacağız.

Bu romanlar; Tütün Zamanı (Zeliş) (1959), Yağmurlarla Topraklar ( 1973), Acı Tütün (1974), Aşk da Gezer (1975), Uç Minik Serçem (1990), Viran Dağlar (1994).

Necati Cumalı ilk dört romanını sipariş üzerine, son ikisini de kendi isteği üzerine yazdığını belirtiyor.

Ben romanlarımın dördünü sipariş üzerine yazdım. Bana ‘Bir roman yazar mısınız?’ dediler, yazdım. Zeliş sipariştir, Acı Tütün sipariştir. Gittim Hürriyet Gazetesinden çağırdılar. ‘Bir roman yazar mısınız?’ ‘Yazarım!’ dedim, iyi para elli bin lira vereceklerdi. Ondan sonra oturdum üç konu anlattım. Onlar ‘Acı Tütünü’ seçtiler. Şey, Yağmurlarla Topraklar İstanbul Gazetesinin siparişi üzerine yazıldı. Aşk da Gezer Cumhuriyet Gazetesinin siparişinden çıktı… Viran Dağlar, Uç Minik Serçem ayrı, onları yeğenlerim için yazdım.’ Bkz: (Taş, Songül. ‘’Necati Cumalı ile Görüşme’’ A.g.e., s. 312.)

İlk üç romanı, Tütün Zamanı(Zeliş), Yağmurlarla Topraklar ve Acı Tütün, ‘Tütün Üçlemesi’ olarak da anılmaktadır.

Eserlerinin dekorunun ‘Urla’ olduğunu belirten yazar, bu üçlemede, sosyal, coğrafi ve psikolojik bir tablo çizerek, bu dekoru okuyucunun zihninde somutlaştırmıştır.

Tütün Zamanı (Zeliş); Tütün Zamanı, tarlalarında çalışan, komşu çardaklardaki iki gencin, Zeliş ve Cemal’in aşkı anlatılmaktadır. Kişiler üzerinden, tütün ekicilerinin hayatının anlatıldığı romanda, aile içi, aileler arası, komşuluk ilişkileri, çıkar ilişkileri yani sosyal yapıya dair neredeyse her şeyi bulmaktayız.

Tütün tarlasında bir rastlantı sonucu başlayan bu aşk, ailelerin karşı çıkması, kötü niyetli kişilerin arayı bozması, iki gencin kaçmasına ve sonunda yakalanıp kasaba halkının da desteği ile mutlu bir sona ermesi romanın konusunu oluşturmaktadır. Romanda, sadece iki gencin arasındaki aşk hikâyesinin anlatıldığını söylemek romana ve Necati Cumalı’ya haksızlıktır.

Kitabın başında, ‘Yedi Tepe Üstünde Bir Şehir’ başlığı ile oluşturduğu bölüm, olayların nerede, nasıl bir coğrafi bölgede geçeceğine, insanların ve dönemin sosyolojik gerçekliğini en başta verip, daha romana başlamadan okuyucunun adeta tasavvur gücünü kırbaçlamaktadır.

Tütün üçlemesinin ikinci romanı ise, Yağmurlarla Topraklardır. Üç romanın da ortak anlatıcısı olan Avukat Nihat, yani Necati Cumalı, bu romanda kahraman olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tütün Zamanı(Zeliş) romanının son sayfalarında gördüğümüz, Zeliş ve Cemal’e yardım eden Avukat Nihat, Yağmurlarla Toprakların merkezindeki kişidir.

Roman, on iki aylık bir zaman dilimi içerisinde okuyucuya sunulmaktadır. Taşrada (Urla’da) avukatlık yapan Nihat’ın yaşamı çevresinde gelişen olaylar, davaları, tütün ekicilerinin, tarımla uğraşanların sıkıntıları ve kasabaya resim öğretmeni olarak gelen Perihan ile arasındaki aşk romanın konusunu oluşturmaktadır.

Necati Cumalı’nın en küçük kardeşi Aydın Cumalı’nın da dediği üzere, Necati Cumalı romanlarının ve  hikâyelerinin konularını, savunmasını aldığı kişilerin davalarından, kasabasında şahit olduğu olaylardan esinlenerek ve ya direk bu konuları işleyerek oluşturmuştur.

Necati Cumalı’yı toplumcu-gerçekçi yazarlarımız arasında anmamızın en büyük sebebi budur.

Yağmurlarla Topraklar romanında da sadece Nihat ve Perihan’ın aşkına şahit olmayız. Bu iki kahraman merkezinde ki Cumalı’nın genel anlamda olay örgüsünü kurup, geliştirdiği bir anlatım tarzıdır, kasabada ekinlerinin gelişmesi için yağmuru bekleyenleri, Necati Cumalı’nın açık bir hapishane olarak nitelendirdiği kasabadan kurtulmak isteyen gençlerin ümitlerini, taşranın küçük, kapalı ve dedikoducu halkının yaşantısını, yani insana dair her şeyi, kurgulanmış bir olay örgüsünde bizlere sunan Necati Cumalı, taşranın aydınını, halkını, hayat mücadelesini, doğal güzelliklerini, satırlarında ete kemiğe büründürmüştür.

Tütün üçlemesinin son kitabı ise, Acı Tütün’dür.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, bir halkın, tütüncülerin dramı anlatılmaktadır. Yine bir aşk hikâyesi merkezinde başlayan kurgu, genişleyerek bir başka eve, bir başka hikâyeye ve bir başka insana yani yaşama değmektedir.

Tütün ekicisi olan Ferit’in Binnaz ile evlenmesini konu alan romanın tek bir kahramanı ve ya çıkarımı yoktur.

Ege bölgesinde geç açılan tütün piyasasının, halkı, ekicileri, sosyal ve psikolojik hayatı ne denli olumsuz etkilediği Cumalı’nın kaleminde can bulmaktadır.

Yoksul ve çaresiz bir halkın geçim sıkıntısı ve ümitleri belki de romanın başlı başına yegane konusudur.

Tütün üçlemesini genel olarak değerlendirdiğimizde, Urla’yı, İzmir’i, halkı, dönemin koşullarını, bir sosyolog ve psikolog tavrıyla Necati Cumalı’nın gözler önüne serdiğini görüyoruz.

Okurken, Zeliş ve Cemal’in aşkını destekliyor, Avukat Nihat’ın kasabadaki tek avukat olmasından dolayı duyduğu sıkıntıyı paylaşıyoruz. Değerinin altında tütünlerine fiyat verilen ekicinin, köy meydanında balya balya yaktığı tütününün kokusunu sayfalar arasında duyabiliyoruz.

Bu üç romanı, sadece edebi birer metin olarak değerlendirmek yetersiz olacaktır. Tarih, sosyoloji, psikoloji ve coğrafyanın yani ilmi bilimlerin, sosyal bilimler ile harmanlanmasını Necati Cumalı bizlere göstermektedir.

Aşk da Gezer romanı, Necati Cumalı’nın ilk defa, merkezi, bir kentte geçen romanıdır. Daha önce hep taşra ve kasabayı konu alan Cumalı bu kez, İstanbul’dan bir aylığına İzmir Fuar’ına gelen gezici bir tiyatro gurubunun, İzmir’de ve kendi aralarında yaşadıklarını anlatmaktadır.

Kahramanımız Ergun, bir gönül yarasından dolayı İstanbul’dan ayrılıp, memleketi İzmir’e yerleşen bir oyun yazarıdır.

Uzun zamandır oyun senaryosu yazamayan Ergun, tiyatrocu arkadaşlarının gelmesiyle bu yoksunluğunu daha da hissetmiştir.

Bu romanda da kahramanımız Ergun olarak görülmektedir fakat Fuar için gelen oyuncular, sanatçılar, yazarlar, çevirmenler ve yönetmenler romanın ayrı ayrı kahramanıdır. Necati Cumalı, hepsinin hayatından birer kesitle bize tanıtmakta, bir ay boyunca yaşadıklarını, değişimlerini, yüzleşmelerini, acılarını anlatmaktadır.

Uç Minik Serçem, Necati Cumalı’nın yeğenleri için yazdığı bir çocuk romanıdır. Her ne kadar çocuklar için yazılmış olsa ve masalımsı özellikler taşısa da, teması bakımından dikkate değer bir romandır. Kentleşme ve yanlış yapılanmanın bir sonucu olarak doğal güzelliklerin kaybolması ve insanlar ile hayvanlar arasındaki sevgi bağının nasıl kuvvetli bir bağ olduğunu Necati Cumalı bu eserinde betimlemektedir.

Roman Marmara bölgesinde geçmekte ve hayvanların insanlarla konuşması, esere fabl özelliği de kazandırmaktadır.

Viran Dağlar romanı, Necati Cumalı’nın da dediği gibi kendi isteği üzerine yazdığı ve en uzun romanı olma niteliği taşıyan bir eserdir. Uzun soluklu bir roman olduğu için Necati Cumalı’nın üç senede yazmasına neden olmuştur.

Goriçkalı Zülfikar Bey’in anlatıldığı ve biyografi özelliği taşıyan bu roman ana kahramanın hayatı üzerinden Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecini ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çekilmesi sonrasında Balkanlarda yaşanan karışıklıklara değinmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde Balkanlarda yaşayan Zülfikar Bey varlıklı ve nüfuz sahibi bir aileden gelmektedir. İmparatorluğun son zamanlarında yaşanan değişim ve dağılma süreci tüm toplum gibi romanın ana kahramanını da etkilemektedir. Zülfikar Bey; henüz genç yaşlarında olmasına rağmen II. Meşrutiyetin ilanı ve Balkan Savaşı gibi dönemin önemli olaylarına elinden geldiğince müdahil olmaya çalışmaktadır.

Zülfikar Bey ve ailesi, Balkan Savaşları’nda yaşanan Osmanlı yenilgisinden sonra bile doğdukları toprakları terk etmemişlerdir. Savaştan sonra yaşanan değişimlere kayıtsız kalamayan Zülfikar Bey’in, tarih sahnesine çıkmasına yol açan olaylarsa Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Ordusu’nun bölgeye gelmesiyle başlamıştır.

Olaylar, tarihi bir sıralama ile anlatılmaktadır. Zülfikar Bey’in kim olduğuna dair merakla başlayan olgular, Zülfikar Bey’in çocukluğundan ölümüne kadarki süreci içerir.

Romanda seçilen mekanlar ise, Necati Cumalı’nın doğduğu yer olan Florina ve genel olarak da Makedonya’dır.

Roman kahramanı Zülfikar Bey ise Necati Cumalı’nın hikâyesini babasından dinlediği akrabasıdır.

SONUÇ

Necati Cumalı seksen yıllık yaşamının altmış yılını edebiyatla iç içe geçiren çok yönlü bir yazardır. Herhangi bir edebi topluluk içerisinde yer almayan yazar, kendi fikirlerini hür bir şekilde ifade etmeyi tercih eder.

Hemen hemen her edebi türde eser vermiş ve bu eserlerinin büyük bir çoğunluğunu insan ve insani değerler paydasında toplamıştır.

Necati Cumalı yaşadığı topraklara ve Urla’ya borcunu eserlerinde ödemiş, beslendiği en büyük kaynağın coğrafyası ve insanları olduğunu dile getirmiştir.

Çok kısa değinmeye çalıştığımız bu altı roman ise bu vefanın somutlaşmış bir göstergesidir.

İlginizi Çekebilir

betpas

canlı bahis

güvenilir bahis siteleri