Kısır Döngü: İlker Canikligil Filmleri

BURAK ÇAKIR • @tburakcakir

Son zamanlarda Olmaz Öyle Saçma Şey başta olmak üzere İFA (İstanbul Film Akademisi) YouTube kanalında sinema üzerine yaptığı programlarla dikkat çeken İlker Canikligil’in son kısa filmi İspanya’da Yağmur’u ve buna bağlı olarak İlker Canikligil kısa filmlerini değerlendireceğiz ancak değerlendirmelerimiz sırasında filmin sinematik unsurlarından ziyade hikâye anlatıcılığı üzerinden ilerleyeceğiz.

Prömiyeri 7 Aralık 2018’de yine YouTube üzerinden yapılan ve dokuz dakika dört saniye uzunluğunda olan filmin yapımından kurgusuna, senaryosundan yönetmenliğine kadar birçok alanda Canikligil imzasını görüyoruz. Bir robot üzerinden kadın-erkek ilişkisini, şiddet ve erotizm başlıkları üzerinden irdeleyen filmin konusu ve işleniş tarzına baktığımızda Canikligil’in 2014 yapımı Yumurta[1] ve 2017 yapımı Allegretto[2] filmlerinde izlediği yoldan şaşmadığını görüyoruz. Diğer iki filmde de olduğu gibi İspanya’da Yağmur da kısıtlı olan süresini vurucu olma gayreti içerisinde geçiriyor ancak fazlasıyla sığ ve kolaycı yollara başvuruyor olması anlatımı zayıf düşürüyor. Kolaycılık senaryoda başlıyor “Psikolojik ve fiziki şiddet gören, istismar edilen kadının intikam alma hikâyesi” olarak özetleyebileceğimiz bu filmlerin “eden bulur” minvalinde senaryoları gerçeklikten uzak ve çağ dışı. Film kadının maruz kaldığı şiddet ve istismarın ciddiyetini, kadında yarattığı travmayı, bu travmanın etkilerini, toplumun bu olaylara karşı takındığı tavrı anlatmak yerine filmin sonunda kadın karakterin intikamını almasıyla izleyicinin yüreğine su serpmekle yetiniyor. “İntikam alınmalı” önermesinin ahlaki ve toplumsal açıdan doğurdu sorunlar bir yana intikam gibi duygu yoğunluğu yüksek bir hissiyatın işleniş biçimi de oldukça yetersiz ve üstünkörü.

Gerilimin tamimiyle müzik üzerinden ilerlediği Canikligil filmlerinde vurgu da çoğunlukla küfür ve cinsellik üzerinden sağlanmaya çalışıyor. Nitekim bu filmde de durum farksız ancak vurucu olması hedeflenen cinsel içerikli sahneler daha ziyade seksist. Filmde sadist bir karakter olarak gördüğümüz efendinin çeşitli seks oyuncakları kullanıyor olması ve kadının/robotun bu ilişki sonrasında partnerinden intikam alması filmi bir başka çıkmaza sürüklüyor ve akıllara şu soruları getiriyor; bir kadının cinsel eğilimi bu yönde olamaz mı? Bir kadın sadist veya mazoşist duygularla BDSM’e yönelemez mi? Zira filmin bıraktığı algı bir kadının böylesi duygulara sahip olmaması, olamayacağı yönündeyken cinsel açıdan pek çok tabu ile muhatap olan kadınlar için film yeni bir tabu yaratmıyor mu?

Filmi hikâyesi dışında değerlendirecek olursak, Canikligil’in diğer iki filminde olduğu gibi bu filminde de film isminin anlatılan hikâye ile alakasız olduğunu görüyoruz. Burada esas mesele filmin/filmlerin alakasız isimlerle adlandırılmış olmasından ziyade isimlerin anlamsız bir biçimde dikte ediliyor oluşu. Sırf alakasız durmaması için filmin içerisine filmin adının geçtiği bir diyalog konumlandırılmış ancak bu diyalog film içerisinde oldukça eğreti duruyor. İzleyici olarak malum diyaloga denk geldiğinizde “Karakter bu lafı neden söyledi şimdi?” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Mekân konusunda yine benzeri bir kısırlık söz konusu olsa da çekim teknikleri, oyuncu performanslarından yana bir sıkıntım olduğunu söyleyemem, özellikle ışık kullanımını ve renk seçimlerini oldukça beğendim. Gelgelelim teknik anlamda başarılı sayılabilecek bu filmin yukarıda da bahsettiğimiz sebepler dolayısı ile başarılı addedilmesinin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Zira film sığ ve kolaycı olmasından da öte kendisiyle çelişen seksist bir tavır takınıyor. Bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını düşünmesem dahi filmin gerçekleri ile yüzleşmemiz itibariyle bir kez daha belirtmek mecburiyetindeyim. Son olarak film adına yapılan olumsuz tüm yorumların teker videonun altından silinmesinin de nazarımızdan kaçmadığını belirtelim.

[1] Filmin atölye yönetmeni

[2] Filmin senarist ve yönetmeni

İlginizi Çekebilir

süperbetin giriş