Karşılaştırmalı Örneklerle Bilim-Kurgu Yazma Rehberi

Burak Erdoğdu @_burakerdogdu

Edebi türler arasında en eskisi odur… Hakkı yenmiş, dudak bükülmüş ve de geç fark edilmiş… Sanat kadar eskidir o. Öncesi insansı maymunluktur. Primatlıktır vs…. Evet bu denli keskin, katı ve net. Sanatın var olduğu karanlık çağlardan beri insanoğlunun önlenemez dışavurum sancılarının değişmez ilacıdır. Bilim-kurgu insanlık tarihi kadar eskidir. Ona yirminci yüzyılın ilk yarısında doğmuş henüz emeklemekte olan bir çocuk gözüyle bakmak düpedüz saflıktır. Bilim-kurguyu edebiyatın birtakım teknolojik oyuncakları konu almasından ibaret varsaymak ise sanat tarihinden bihaber olmaktır. Bilim-kurgu kısaca az önce bahsettiğimiz şey değildir, halk arasında var olan genel kanı tamamen yanlıştır. Peki bilim-kurgu nedir?

Bilim-kurgu, bir edebi eserin, yaratıldığı sosyo-ekononik koşullardan daha başka bir ortamı konu alması, yaşanmış ya da yaşanabilecek herhangi bir zaman dilimini var olan veya var olabilecek başka bir teknolojik gelişmişlik seviyesi ile eşleştirerek tasvir etmesidir. Bilim-kurgu niyeti olsun ya da olmasın bir yerlerde bir şekilde bilim-kurguya bulaşmadan yazabilmek neredeyse imkânsızdır. Sadece bireyin içsel sıkıntılarını anlatan son dönem modern ve postmodern eserleri hariç tutmakla birlikte, tamamen tarihi şartlara veya o günün koşullarına sadık kalınan bir polisiye romanı yazılmıyorsa, eserin konu aldığı zaman dilimi ve toplumsal koşullar biraz olsun değiştirilmişse işte orada bilim-kurgu vardır.

Çoğu çocuk kitabı, destanlar, halk hikâyeleri aslında bilim-kurgu öğeleri taşırlar. Dede Korkut hikâyelerinin bilim-kurgu olmadığını iddia edemeyiz. Bilim-kurgu at gözlüğünden bakarak minicik bir parçasından tutup idrak edilebilecek bir konu değildir. “Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi” düpedüz bilim-kurgudur. Ortalama bir bilim-kurgu eserinden fazlası var eksiği yoktur. Neden peki? Bir medeniyet çağının gerçekliği algılama ve doğayı yorumlama biçimi başka bir çağa uyarlanarak yansıtılmıştır. Sırf bu nedenden dolayı Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi bilim-kurgu eseridir. Paleolitik çağa ait destansı özellikler ve yaratıklar bu dönemden çok daha sonra yaşayan Oğuz boylarının gündelik hayatları içerisinde tasvir edilmiştir. Aralarında binlerce yıl bulunan iki farklı zaman dilimi bambaşka bir zamanda kaynaştırılmıştır. İki farklı zaman dilimine ait toplumsal, ekonomik ve bilimsel özellikler bir potada eritilmiştir, zaten bilim-kurgunun özü de budur.

Yıldırım Tanrısı Zeus, Tutankamon, İştar, Marduk, Kerberos, Kibele ve daha niceleri, bugünün kavrayış düzeyiyle mitolojik figürler olarak nitelediğimiz varlıklardır. Söz konusu bu varlıklar bir dönemin safi gerçekliğinden ibaretti. Bilimi yaşantımıza 17-18’inci yüzyıllarda dahil olan pozitif bir kavramdan ibaret olarak kabul etmek eksik bir tanım olacaktır. Bilim, insanın o günkü imkânlarıyla var oluşunu açıklama girişimlerinin bütünüdür. Deney ve gözleme dayanmaması ve akıl tarafından denetime tutulmaması eski çağlarda insanlığın evreni anlama çabasında olmadığını göstermez. İnsan doğasının yadsınamaz bir parçası olan var oluşunu anlamlandırma isteği medeniyetin her döneminde olabildiğince baskındı. Bilimi daha genel bir tanımla insanın dış dünyayı anlamlandırma çabası olarak tanımlarsak Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi’nin neden bilim-kurgu olduğu daha net bir şekilde anlaşılır.

Bilim-kurgunun ne olduğuna kısaca değindikten sonra bilim-kurgu nasıl yazılır sorusuna yanıt aramak gerektiği kanısındayım. Bilim-kurgunun ilk ve en önemli öncülü detaylardır. Detaylar, detaylar, detaylar, matruşka bebekleri gibi birbirini doğuran uçsuz bucaksız detaylar… Bilim-kurgu her şeyden önce detay yaratma sanatıdır. Bilim-kurgu eseri kaleme alıyorsanız yarattığınız evrende, geçerli olan hükümet biçiminde görevli olan en düşük kademeli devlet memurunun net ele geçen maaşını, mazeretsiz olarak tek seferde kullanabileceği azami yıllık izin süresinin miktarını, bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumundan emekli olabilmek için doldurması gereken prim gün sayısını ezbere bilmeniz gerekir. Bilmek elzemdir. Sonsuzluk kadar çok, okyanus dolusu bilgi zihninizde dönüp durmalıdır. Dönenen bilgilerden ne kadarının yazıya geçeceği üslup meselesidir, tartışılabilir. Bilmek zorundasınız! Yazmayacağınız detaylar tasarlamak zorundasınız. Okur eserinizi okurken yazmadıklarınızın derinliğinde boğulabilmelidir. Esaslı bir bilim-kurgu eserinden ancak böyle zevk alınabilir.

Detaydan sonra ise matematik gelir. Yüksek seviyede matematik iyi bir bilim-kurgu eserinin olmazsa olmazıdır. Matematik bir keskinlikle düşünüp analitik bakış açısıyla planlamadan bilim-kurgu yazılamaz. Her bir kelime tuğla gibi üst üste dizilerek başyapıt oluşturulmalıdır. Genel bütün içerisinde tamamlayıcılığa sahip olmayan hiçbir parça kullanılmamalıdır. Keskin bir kesinlik eserin her tarafında sinmelidir. Kurguda kopukluk, sosyal düzenin herhangi bir parçasında bir boşluk ya da çok daha kötüsü çelişki olmamalıdır. Matematiğin çelik pençesiyle zapt edilmiş bir şekilde yazmak zorundasınız. Her ne kadar yazarken kodlarını sizin yazdığınız dijital bir dünyanın içerisinde özgürce hareket ediyormuş gibi hissetseniz de gerçek bundan oldukça farklıdır. Özgürlük ne iddialı bir illüzyon… Yazarken asla özgür olamazsınız, özgür hissedersiniz, bu ikisi birbirini dışlayan, taban tabana zıt eylemlerdir.

Yıldız Savaşları serisini kolaylıkla bilim-kurgu eseri olarak niteleyebiliriz. Hiç kimse Yıldız Savaşları serisinin arka planında korkunç detaylı ve girift bir matematiksel planlamanın yatmadığını söyleyemez. Bütüncül bir tutarlılıkla var olan ve yaşayan, kanlı canlı bir galaksiyi anlatır bize. Yıldız Savaşları’nı kült yapan sadece detaylı ve matematiksel kurgusu değildir. Detay ve matematik gerek şart olsa da asla tek başına yetmez. Güçlü çağrışımlar iddialı bilim-kurgu eserlerinin bir diğer ayırt edici niteliğidir.

Yıldız Savaşları’nın konusu genellikle Galaktik İmparatorluk ve İsyancılar arasındaki iktidar mücadelesi ekseninde cereyan eder. Söz konusu güç mücadelesi Fransız İhtilali’nden sonra yaşanan Kralcılar ve Cumhuriyetçiler arasında var olmuş iktidar savaşlarına hayli benzemektedir. Bazen yazar bu güç mücadelesine yalnızca ayna tutmakla yetinir ve tarafsız kalır. Bazen de tıpkı Yıldız Savaşları’nda olduğu gibi tarafsız kalamayıp Cumhuriyetçilerin (İsyancıların) tarafını tutarlar. Senatör Palpatine daha çok güç ihtiyacıyla karanlık tarafa geçer ve İmparator’a dönüşerek tiranlaşır. Halkın sesine sırtını dönen Fransız aristokratlarına yüzyıllar sonra gönderilmiş bir eleştiridir bu.

Bilim-kurgunun bir diğer özelliği ise gerçek dünyamızı şekillendirmesidir. Geçmişe ayna tutmakla kalmaz, tarihten beslendiği kadar teknolojiye ilham vermesini de bilir ve böylelikle geleceğimizi şekillendirme işlevi görür. Gerçekliğe giden yolun hayalden geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Helikopterlerden, telefona, akıllı saatlerden hologram teknolojilerine, sanal gerçeklik cihazlarına varana kadar her şey her teknolojik yenilik bilim kurgunun konusudur. Sanatsal kaygı ile tasarlanarak bilim kurgu eserlerine serpiştirilmiş cihazlar yakın gelecekte gündelik yaşantımızın içerisinde benzer şekiller alarak girecek ve kalıcı olarak yaşamımızın bir parçası olacaklardır.

Bilim-kurgu eseri nasıl başarılı olur? Cevap çok basit ve açıktır. Aşinalık hissi uyandırarak! Tamamen absürd olan birtakım olay ve karakterleri bilinçaltı seviyesinde tanıdık hissettirerek başarılı olurlar. Nasıl yaratılır bu aşinalık? Cevabı ülkemizde de yoğun bir şekilde izlenen Taht Oyunları serisinde arayabiliriz. Nedir Taht Oyunları’nın başarısının altında yatan sır? Tarih öncesi devirlere ait destansı motifleri karanlık çağın gotik Avrupası ile harmanlamak Taht Oyunları’nın başarısında çok büyük rol oynamıştır. Taht Oyunları tarih öncesi çağın bilimsel seviyesini Gotik Avrupa ile birleştirdi ve yeniden kurgulayarak çarpıtılmış bir gerçeklik yarattı. Mutasyona uğrayarak tanınmayacak hale getirilmiş olsa da, insan zihni tarafından eğilip bükülmesi Taht Oyunları’nın temellerinin gerçeğe dayanmadığını söyleyemez. Bilim-kurgu’yu başarılı kılan bir diğer unsur da aşinalık kadar gerçekçiliktir. Gerçekçiliği günümüz dünyasının fizik kurallarına mutlak suretle benzerlik olarak algılamamak gerekir. Gerçeklik bir dönem için gerçek olmuş veya gerçek olarak algılanmış olmak demektir. Söz konusu dönemin henüz yaşanmamış veya yüzbinlerce yıl evvel yaşanmış olması onun gerçekçiliğini etkilemez.

Bilim-kurgu yazarının üslubu nasıl olmalıdır? Bu da oldukça önemli ve üzerinde durulması gereken bir sorudur. Bilim-kurgucu kimyager edasıyla belirlemelidir üslubunu. Kaç mol bilimin kaç mol kurgu içerisinde eritileceği atomik bir hassasiyetle hesaplanmalıdır. Ayar biraz kaçarsa ansiklopedik bir sıkıcılık ve yeknesaklık baş gösterebilir ya da tam tersi istikamette mesnetsiz, üstünkörü yazılmış baştan savma bir üslup kullanılabilir. Karar vermeniz gereken şey yarattığınız dünyadaki teknolojinin seviyesi ve bu teknolojinin ne kadarını okuyucuya açıklamak istediğinizdir. Daha doğrusu ne kadarlık bir açıklamanın eserin idrak edilmesi için gerekli olduğudur. Gereğinden fazla ya da az izahat eserin kimyasını bozar ve bilim-kurgu niteliğini zedeler.

Son olarak bilim-kurgu yazarken esinlenmek kaçınılmaz bir şarttır. Aynı türde birçok eser okumalı bunları özümsemeli ve bunlardan esinlenmelisiniz. Esinlenmek bir seçenek değil kaçınılmaz bir zarurettir. Diğer kurgucuların hayal gücünden beslenmeden kendinizi oluşturmanız halinde büyük eksiklik çekersiniz. Sanat da bilim gibi birikimle ilerler. Sonra gelenler kendilerinden önce gelenleri okuyup anlayıp onları aşmakla mükelleftir. Aşmak için hazmetmek gerekir, tek yol budur.

Bilim-kurgu’nun yazarına ne faydası vardır? Neden bilim-kurgu yazmalısın? Bilim-kurgu yazarken nasıl hissedersin? Tek başına bu sorunun cevabını düşünmek bile oldukça iyi hissettirecektir. Sınırlarını kendin çizdiğin dünyada sana rağmen yaşayan ve senle çatışarak dönüşen karakterler… Senin kadar gerçek olan, her an öldürebileceğini sandığın ölümsüz mürekkep lekeleri… Kendi kendine kalarak beyninin içindeki kakafoniye tahammül etmekten başka bir şey yapmadığın, zihnindeki kavramlar tarafından sürekli çekiştirilirken tefekkürün en derinini yaşadığın, kimseye anlatamayacağın, açıklanamaz bir dünya. Onun içinden geçmek insanlığı aşmak, olay ufkunun ötesine geçerek zaman ve uzayın bükülerek birleştiği yerden insanlığa bakmak demektir. Yanına kimseyi çağıramasan da kimseye anlatamasan da orada manzara harikadır. Ne değerli ve bir başka soyutlanmadır o. Bilim-kurgu gerçekliktir. Bilim-kurgu kıymetlidir.

İlginizi Çekebilir

baymavislotbarportbetgrand pasha betbahsinebetgarantigrandpashabetmeritbetkareasbet

pod mod