Halid Ziya’nın Üç Öyküsü İlk Kez

Can Yayınları, Halid Ziya Uşaklıgil’in 1888 ve 1896’da yayımladığı üç öyküsü ilk kez günümüz Türkçesiyle okura sundu. Eserde metinlerin orijinal hali de yer alıyor.

Halid Ziya Uşaklıgil’in “Küçük Kitaplar” altbaşlığıyla yayımladığı üç öyküsü –“Bir Muhtıranın Son Yaprakları” (1888), “Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası” (1888) ve “Bu muydu?”(1896) günümüz Türkçesiyle ilk kez okura sunuluyor. Uşaklıgil’in ilk verimlerinden olan bu öyküler, büyük yazarın edebiyat dünyasının, ilk eserlerinde bile ne kadar zengin olduğunu göstermesi bakımından son derece önemli.

Sözlük de hazırlandı

Yeni Şafak’ta Seray Şahinler imzasıyla yayımlanan habere göre, Halid Ziya hakkında yazılmış bütün eserlerde bu öykülerden bahsediliyor. “Bir Muhtıranın Son Yaprakları” ve “Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası” 1888’de, “Bu muydu?” 1896’da üç ayrı kitapçık olarak basılmış. Son yıllarında, eserlerinin yeni baskıları, kullanılan dilin güncelliği üzerinde titizlikle çalıştığı halde, Halid Ziya bu öykülere geri dönememiş. Yayınevi de yazarın biyografilerinde sürekli atıf yapılan fakat unutulmaya yüz tutan bu eserlerin bir an önce okurlarla buluşması için harekete geçti. Orijinal metinler bulundu, çevrimyazıları yapıldı, açıklamalı notlar eklenip bir de sözlük hazırlandı. Çevrim yazıları Mustafa Çevikdoğan tarafından hazırlanan öyküler günümüz Türkçesine Tamer Erdoğan tarafından uyarlandı.

Edebiyat-ı Cedide’nin ipuçları

bumuyduHalid Ziya’nın ilk öykülerini 20 ila 23 yaş arasında yazdığı göz önüne alındığında bu eserlerde büyük bir yazarın ilk arayışları göze çarpıyor. Özellikle Bir Muhtıranın Son Yaprakları’nda, daha sonra bir araya gelecek olan Edebiyat-ı Cedide sanatçılarının genel profilinin çizildiği görülüyor. Öyküler, Aşk-ı Memnu, Mai ve Siyah gibi romanlarıyla kıyaslanamayacak kadar ağır bir dille yazılmış. Yayınevinin yaptığı incelemelerde yer yer üçlü, dörtlü Arapça terkiplerin bolca kullanıldığı, ağdalı bir dilin kullanıldığı gözlemleniyor. Bu sebeple hem orijinal metinleri hem de günümüz Türkçesine uyarlanmış halleri tek kitapta toplanarak okura sunuluyor. Yayınevinin edebiyatseverlere bir de notu var: “Kendine güvenen okurlar, öyküleri yazarın kaleminden çıktığı gibi de okuyabilir.”

Efsanelerin ayak sesleri

Yüz yılı aşkın bir süredir unutulmaya terk edilmiş bu metinlerde Aşk-ı Memnu’nun Bihter ve Nihal, Mai ve Siyah’ın Ahmed Cemil karakterlerinin habercisi isimlerle karşılaşıyoruz. 1896’da kaleme alınan ‘Bu muydu’ öyküsündeki Zergun ve Nesibe karakteri, yazarın 1899-1900 yıllarından Servet-i Fünun dergisinde tefrika edildikten sonra 1900’de yayımlanan Aşk-ı Memnu romanındaki Bihter ve Nihal’in ipuçlarını veriyor. 1888 tarihli ‘Bir Muhtıranın Son Yaprakları’ adlı eserdeki Necip karakteri ise bir yıl sonra yayımlanacak Mai ve Siyah’ın efsane ismi hayalci Ahmed Cemil’in bir portresini çıkarıyor.

İlginizi Çekebilir

süperbetin giriş