Gölgeyle Yüzleşen Öyküler

H. İhsan Sönmez

Psikolojide Jung’un geliştirdiği gölge kavramı bilinçaltının da ötesinde kişinin karanlıkta kalmış yönünü ifade etmek için kullanılır. Jung’a göre; gölge insanın temel içgüdülerini kapsar. Kişiliğimizin hayvani özellik taşıyan yanıdır. Hayatın alt şekillerinden kalan miras, evcilleştirilmesi gereken tarafı olarak da bilinir. Olumlu tarafı ise insani gelişim için gerekli olan yaratıcılığın, iç duyguları ve coşkunun kaynağı olmasıdır. Egonun başkalarından sakladığı, ruhu ile utanç duyduğu bir öteki. Ne iyi ne de kötü olarak tanımlanabilendir. Yüzleşildiğinde kişiye yararlı, yüzleşilemediğinde zararlı bir bilinç dışılıktır.

Bu nedenledir ki; bir edebi metinde gölge sözcüğü geçiyorsa bu bana, o metnin derinlemesine değerlendirilecek bir tarafı olduğunu gösterir. Hatice Eğilmez Kaya’nın “Gölgeye Sığınanlar” adlı eserinin, yazarın öznesinde ya da başkalarının hayatı üzerinden bir yüzleşmenin izini sürme noktasında bana yardımcı olduğunu söylemekle yetineceğim. Öyle ki; gölgeye sığınanlardan birine yapılan bir başlangıç gönderme ufak ipucu olarak da algılanabilir.

Kaya; gölgeye sığınanların dilini kullandığı öykülerinin ilkinde sıradan bir yaşamın izini sürüyor.” Özlemek Kavuşmanın Yarısı”dır adlı öyküsünde küçük bir çocuğun kızamık hastalığına yakalandığı sancılı günleri, annenin gölgeli dünyasıyla anlatıyor. Bez bebeklerle gerçek bebekler ya da çocuklar arasındaki ölüm ikilemi, bence bu öykünün ana konularından biri. Bez bebeklerin ağlamayan ve gülmeyen esrarına karşılık gerçek bebeklerin ölmek için büyüdükleri gerçeği, çarpıcı olduğu kadar basit bir dille okura hissettiriliyor. Bir annenin çocuğu için duyduğu kaygı, babanın ilgisizliği nedeniyle onu iyileştirebilmek uğruna düştüğü durum, aslında her ailede yaşanabilen gerçeğin ta kendisi. Annelerin çocukları için yapmayacağı fedakârlık yoktur. Aile, çocuklar, aile büyüklerini kapsayan, yaşam ve ölüm gerçekliğinde, vicdan ve hayat sorgusunun, bir hastalık çerçevesinde şekillendiği akıcı dille yazılmış bir öykü olarak dikkat çekici.

“İlk yazlar umut dolu yüreklere her zaman kıştan daha yakın” Fesleğenim Yemyeşil; öyküden daha çok denemeyi zorlayan farklı bir metin. Doğanın bir parçası olarak doğadan kopan bir insanın; kentin betonları arasında fesleğenin yeşil renkleriyle umuda tutunduğu bir öykünme. İlerleyen bölümünde, baba vatanının toprağıyla beslenen fesleğenin yeşertilmesi, umut adına; insanın geçmişiyle bağının kopartılmaması gerektiğini, çarpık kentleşmenin ve doğasından kopmuş sanal insanın yüzüne sıra dışı bir dille çarpıyor. Kent yaşamı içine sıkışmış fesleğenle hayat bulan gölgedekilerin öyküsü olarak kayıtlarıma aldım.

Gümüş Kızın Güncesi, öyküden çok masala yakın bir metin. Gölgesiyle yüzleşen yaşlı bir çocuğun korkularını içeriyor. Fantastik tablolar oluşturan günce’nin, sevgi vurgusu yaptığını anlamak zor değil. Öyküyse öykü masalsa masal ama sevgisiz deve rağmen hiç kimsenin korkularıyla sonsuza kadar yaşamayacağı bir rüyanın gerçeğinde anlatıyor. Boşuna dememişler değil mi? Rüyalara güvenmek gerek.

“Sarı Gelin’i Sevmek” Bu öyküyü okurken sevimli Bir Anadolu Hikayesinin içinde buluverdim kendimi. Sarı gelinin bir göçer hayatıyla başlayan çocukluğunun; doğruluk ve dürüstlük karakteristik özelliğinde bir kentte yaşlanmasına tanık oldum. Toprağından ve doğasından kopmuş cesur bir kadının öyküsünü okudum.

Soyut bir kavram olarak insandaki bir ötekinin somutlaştırıldığı ete kemiğe büründürüldüğü Şermin İplik’i Takdimimdir, farklı bir öykü olarak dikkat çekici. Gölgeyle bir yüzleşmenin ipuçları veriyor.

“İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece” Bu Köşk Bizim Değil ki? İki kapılı hanın bir köşke dönüştüğü bu öyküde izleniyor. Sonuçta anlamını yitirecek yeryüzü şatafatı ve dünyalı bir alışverişin hiçliği üzeri kurulmuş bir kurgu.

Sıradan bir insan maviş kadının, kent hayatı içinde horlanmasının öyküsü “Herkes Onla Uğraşıyor” Kendisi gibi olan kendisi gibi davranan bir kadının, kendisi gibi olamayanların mahalle baskısına maruz kaldığı sosyal şartlar, hüzünlü bir dille anlatılıyor. Önyargıdan uzak bir sevginin çok şeyi aşabileceği ana tema olarak karşımıza çıkıyor. Hayatın gölgesinde kalan Maviş’in öyküsü.

Anadolu insanının misafirperverliğinin yani somut olanın, dünyaya misafir olan insan ve ölüm gerçeğiyle soyut olarak sorgulandığı farklı bir öykü. Ölüm gerçeğinin akıldan çıkarılmaması gereken bir sonuç olduğu, bir rüya örneğiyle anlatılıyor. Ölümün o kadar da korkulacak bir şey olmadığı düşüncesinin ağır bastığı öyküde, “En Kıymetli Misafir” Bu misafire kal ya da git diyememek insanın ikilemlerinden birisi olarak karşıda duruyor. Öykünün başında misafir ağırlamanın bir meslek olarak değil de gelenek olarak anlatımı daha yerinde olabilirdi.

Aman Ali, apartman hayatında masum bir çocuğun, komşularla ilişkisini anlatan sevimli bir öykü. Akranları ve büyükleriyle ya da komşularla ilişkileri karakteri ve masumluğu üzerinden anlatılıyor.

“Bir Cevriye Lazım Her Mahalleye “öyküsü, kocasından eziyet görerek sonunda yarı delirmiş bir kadının, sıra dışı davranışları ve meczup ama zararsız yaşamı üzerine kurgulanmış bir öykü. Hayatın çemberinden geçmiş bir kadının hayatı fazlaya ciddiye almayan davranışları, çok ciddiye alanlara örnek olabilecek durumda. Her mahalleye bir Cevriye gerektiğine öykünün sonunda karar verilebilir.

“Güzel Günlere Dönmek Ne Hoş” Yaşanılan mekanın farkında olunmayan bazı dekorları vardır. Bu öyküde boş bir arsaya terk edilmiş hurdaya çıkmış bir kamyonun insanlaştırıldığına tanık oldum. Ana konu olarak “vefa duygusu” kamyon üzerinden okura sunulurken, şoför esnafının ekonomik şartlar karşısındaki çaresizliği güncel olarak vurgulanıyor. Demir yığını hurda bir kamyon, mazisine, ete kemiğe ve duyguya sarılarak sanki kişilik kazandırılmış. Farlı bir öykü olarak dikkatimi çekti.

“Darda Kalıyordu Hep” gölgesiyle kavgalı, hasta bir adamın, iç konuşmalarıyla örülü bir öykü. Kendi yalnızlığında yürüyen öykü kahramanının; korku ve sevinci, yeryüzünü tanımlama biçimi, sosyal davranışları ve psikolojisi anlatılırken, bazen sıra dışı olmanın kişi,yi nasıl yalnızlığa sürüklediğini anlatıyor. Okuduğum öyküler içinde psikolojik yönü ağır basan bir metin olarak aklıma yazdım.

Merhamet ve hayvan sevgisinin bir sarı kedi, üzerinden anlatıldığı “Sarı Kedim Gitti Gelmez”, insanla hayvan arasındaki bağı ortaya koyan bir öykü. Nankör olarak bilinen kedilerin gerçekte böyle olmadıkları, kendisine nimet veren ele fazla minnettar olmamalarını nimetin kaynağını bilmeleriyle özetlenmesi ilginç. Tıpkı bir insan gibi kedinin de ölümünün sahibini nasıl üzdüğünü ibretle göz önüne seren bir öykü. Sonuçta; hayatımıza anlam katan yaratılmış bir canlı.

Geçmiş ve an, köy ve kent, huzur ve sıkıntı, zaman ve mekân’ın birbirini ardına açılan, perdelere yansıtıldığı bir öykü “Her Yerde Evler Var. “ Özlenen düşler ya da yaşanmışlık fotoğraf kareleri halinde birbirinden bağımsız izleniyor. Bu görselden çıkardığım sonuçsa; gölgede bir huzursuzluk.

Gölgeye Sığınanlar; kişinin, kendi yarattığı korkularına esir olmasını anlatan müthiş bir öykü. Ki bu korkuların çocuklukla bağlarını ortaya koyan bir kurgu. İnsanın; güneşi aydınlığı kapatarak, yarattığı korkudan sadece gölgede korkmadığı bir ikilem. “Gelin Cadısı” hayal de olsa kişinin korkusu olarak dirisiyle de ölüsüyle de devleştirilmiş. Aşkın psikiyatrik sonucu; gölge olarak öyküde yerini bulmuş. Defalarca okunması gerekiyor, okudukça farklı anlamlar çıkabiliyor. Jung’ın gölge kavramını doğrulayan bir öykü.

Kayısı Çekirdekleri ve Kağıt Kırıntıları; sevginin gölgesinde kalan genç bir kızın aşk acısıyla kederlendiği anlatan bir öykü. Aşk ve sevgiyi şairler ve roman kahramanlarından ya da edebi eserlerden romantik boyutuyla öğrenen genç kızın, gerçekte bunun böyle olmadığını anladığında uğradığı hayal kırıklığı okuyanı etkiliyor. Başka bir bakışla aşka direnen unutmak isteyen bir yüreğin öyküsü.

Canımdaki Derviş ve Ben; ruhta taşınan ve kişiyi yönlendiren soyut bilgeyi tanımlıyor. Türlü hallerde kişide bir hayal olarak görünen derviş, bir rüya aleminin efendisi olarak karşımızda duruyor. Öyküden daha çok, iç bükey bir deneme olarak okudum.

Evini bulamayan adam öyküsünde; bir kedinin aile ve insanla ilişkisi basit bir dille anlatılırken, Kısa Süren Ayrılıklar İçin öyküsünde; çalışan annelerin çocuklarıyla olan iletişimi ve ilişkileri, özlemek ve kavuşmak karşıtlığında anlam buluyor. Çocukların gelecekte hayatını etkileyecek kolay gibi görünen bir sorunun anne tarafından nasıl algılandığını ve anneyi nasıl etkilediği anlatan sevimli bir anlatım.

Dört Uyku Bir Ölüm; öyküler içinde en uzun olanı. İmgesel bir anlatım hakim. Akçahatun’un hiç de alışık olmadığı bir ortamda yaşlanarak ölümü, köyden kente göçün ruhlarda bıraktığı olumsuz izi anlatılıyor. Özentili yaşam isteği, genç kız Güler’in hayal kırıklığıyla sona ererken; küçük Ayşe’nin fakir ama huzurlu hayatının çevre ve sosyal şartlar nedeniyle nasıl bir bilinmeze sürüklendiği anlatılmaya çalışılıyor. Öfkeli kocanın eşi Nazire’nin yaşadıkları ise evlilik içinde bir zindanı andırıyor. Hayatta sevgi ve şefkat duygularının evliliği nasıl etkilediği açıkça gösteriyor. Nazire hayatın dayanılmaz sancılarına küçük bir kızla bir dervişin gölgesine sığınarak direniyor. Kenan’ın şiirle dostluğu ve geceyle uyku pazarlığı dikkat çekici. Öykünün tümünde varlığını sürdüren serçeler ise her zaman umuda konuyor. Birkaç kez okunması gereken öykü olarak aklımda kaldı.

Gölgeye Sığınanlar’ı bir bütün olarak değerlendirirsem; işyeri, mahalle, sokak, komşular, çocuklar, aile yaşamının ve aile fertlerinin anlatıldığı güncel öyküler diyebilirim. Öykülerdeki kadın kahramanların ortak noktalarını, onlara karşı sorumsuz davranan erkekler olduğu gözden kaçmıyor. İş yaşamı, ev, koca ve çocuklar arasında kalan vefakâr anne tablosu güncel bir gerçeğe vurgu yapıyor. Doğasından, toprağından kopup kent hayatına uyum göstermede zorlanan sıradan insanın, çaresizlik karşısında kendi içine kapanması ve zaman zamanda tanrıya sığınması, öykülerin birleşik vurgusu. Geçmişe özlem çekilen metinler. Özetle koyu kalemle, gölgede yazılmış ve gölgesiyle yüzleşen kahramanların öyküleri.

golgeyesiginanlar

Gölgeye Sığınanlar, Hatice Eğilmez Kaya, Roza Yayınevi, İstanbul 2013, 112 s.

İlginizi Çekebilir

baymavislotbarportbetgrand pasha bet