“Gölgesini Kaybeden İnsan, Gölgenin Kendisine Dönüşür”

Leyla Mihrinaz Engin

Alper Canıgüz’ün Cehennem Çiçeği adlı romanını okurken, aklıma Franz Kafka’nın, Dönüşüm adlı kitabında örümceye dönüşen kahramanı Gregor Samsa geldi. Kafka’nın kahramanı hayattan sıkılmış, dayatılan kurallardan boğulmuş, yaşamın zor koşulları içerisindeyken, bir sabah hayata böcek olarak bakmaya başlar. Samsa, annesi, babası, patronu tarafından dışlanmış, ölüme terk edilmiştir. Böcek olarak hayata tutunmaya çalışan kahraman, sonuç itibariyle tutunamamış, vücudu çürümüş ve ölüme teslim olmuştur.

17 Ocak 2011 tarihinde, Aylık Öykü Seçkisi olan Kayıp Rıhtım ile yaptığı röportajda Canıgüz, kitaplarının kahramanı olan Alper Kurum için şu açıklamada bulunur; Çocukluğumda kendi kendime kurduğum hikâyelerde iki farklı çocuk karakter oluşturmuştum. Biri biraz daha içine kapanık ve duygusal, diğeri daha girişken, kavgacı, anasının gözü bir tipti.

Her insan kendi içinde farklı kişilikler barındırır elbette. O farklı kişilikleri keşfedip her birini kendi kişiliği ile yaşatmak, kendi diliyle konuşturmak, farkındalık ve psikolojik analiz gerektirmektedir. Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji bölümü mezunu olan Canıgüz, içinde barındırdığı Alperlerin tüm yönlerini kaleme dökmüş, bazen bunalımlı, bazen zeki, bazen çocuk, bazen olgun yapılarıyla, hem aşkı, hem cinayeti, hem sıradan bir yaşamı hem de psikolojik devinimleri usta bir dille kaleme almıştır.

İsmi “Cehennem Çiçeği” olan roman ilk olarak, bu iki kelimeye dikkati çeker. “Cehhenemde çiçek ne arar ya da Çiçeğin yarında cehennemin ne işi var.” diye düşündürtmüyor değil. Ancak kitabı okudukça, gerçek yaşamda at başı gibi yan yana yol alan, korku ile cesaret, ciddiyet ile komedi, hayal ile gerçek gibi kavramlar kitap isminin isabetliğine kanaat getirtiyor.

Kitap kahramanı olan Alper Kamu son derece ilginç bir karakterdir. Her ne kadar kendi diliyle beş yaşında olduğunu söylüyorsa da yaşı belirsizdir. Bu belirsizlik romanı ilginç ve çekici kılmaktadır. Küçük kalıbı içerisinde büyük gören, büyük düşünen ve olayları kıvrak zekâyla çözen minik kahramanın soyadının Kamu olması bir yandan devlet içerisindeki resmi kuruluş ve dönen entrikaları düşündürürken bir yandan da Absürdizm ve Varoluşçuluk akımı öncülerinden olan Fransız yazar Albert Camus’u düşündürtmüyor değil.

Yaşı itibariyle çocuk olan kahraman, yeri geldiğinde sokak diliyle, esprili ve küfürlü konuşmakta. Çocuk haliyle aşk besleyip romantik konuşmakta, analitik zekâsıyla bulguları kafasında birleştirip olay çözmekte, yaşça kendisinden büyüklere psikolojik dersler verebilmektedir.

Yazar, kitabın birçok yerinde, okuyucunun kafasında konuyu pekiştirmek için, okuyucunun araştırma ve düşünmesini sağlamak için yapancı yazar ve filozof isimlerine, mitolojik ve psikolojik kavramlara yer vermektedir. Bazı anekdot ve özdeyişlerle kendi fikirlerini aktarmaktadır. Roman içerisinde inceden inceye serpiştirdiği düşünceleriyle, okuyucuda kendisi hakkında bir fikir oluşmasını sağlamaktadır. Genel anlamda okuyucuda yazar hakkında oluşacak izlenim şu olur; bilgi ve kültür birikimine sahip yazarın yabancı yazarlardan etkilenmiş olduğu, yaşam felsefesinde hayatı bir taraftan ciddiye alan bir beyin yapısı ve yine bu ciddiyeti kendi haylaz, esprili diliyle basite alan alaycı bir tutumunun olduğu, kahramanca şeyler yapıp kahramanca anılmayı istemeyecek kadar tevazu sahibi, duyguları çok rahat ve basit bir dille anlattığı için kendisine yakın bir anlatıcı olduğudur.

Kitabın ana konusu iki ayrı ölüm olayından oluşmaktadır. Ölümlerden biri cinayet diğeri mide kanamasından oluşmuş olup, birbirleriyle alakası olmamasına rağmen usta, güncel ve samimi bir dille anlatıldığından her iki olaya pür dikkat kesilip kahramanla beraber olayın nereye varacağına dair merakla yol alırsınınız.

Cinayet vakasında, ilk etapta kaleme alınan her ismi zanlı sanabilirisiniz. Kitapta yol aldıkça şüpheleriniz başka bir yere kayıyor, zanlı değişebiliyor, yanılabiliyorsunuz. Cinayeti yaşayan aile içerisindeki ilişki kalabalığını, bireylerin birbirleriyle olan tutumlarını, yaşadıkları psikolojik gelgitlerinin yarattığı cinayet, ne kadar ustaca saklanmaya çalışılmışsa da küçük ama büyük kahraman tarafından ustaca çözülür. Çözme tekniğine hayran kalmamak elde değil. Okuyucu olarak kaçırdığınız detayı kahraman kaçırmayıp, birleştirip bütün haline getirir. Cesaretli kahraman, çözdüğü olayı yine çekinmeden zanlılarla paylaşma cüretinde bulunur.

İkinci ölüm vakası, yalnızlıktan, varlık içinde yaşanan yokluğun verdiği dramatik bir ölümün etrafında dönen ilginç aşk örgüsüdür. Adalet isimli aşk kahramanı, gizliden gizliye iki kadının ve üç erkeğin yaşamını altüst etmiştir. İhanete uğrayan kadınların kızgınlıkları, acı çeken üç erkeğin birbirlerinden habersiz yaşamış oldukları aşk, Alper Kamu’yu da yanıltmıştır. Yanıldığını, mide kanaması geçirerek ölen amcasının eşinden öğrenir ve çekinmeden yenilgiyi kabul eder.

İkinci ölüm vakası, kahramanı yakinen ilgilendirir çünkü ilginç olan bu aşk örgüsünün içinde babası ve babası tarafından ihanete uğramış annesi de vardır. Yaşanılan bu olayın ebeveynleri üzerinde yarattığı psikolojik bozukluktan kendisi de olumsuz etkilendiği için intihar etmeyi dahi düşünmüştür.

Diğer yandan, kendisine bakıcılık yapan kadına gizli bir aşk besleyen kahraman, arzularına, kıskançlıklarına ve çocukça ağlamalarına engel olamaz. Kahramanın, bir bakıcı olarak ifade ettiği kadına beslediği aşk, yaşından büyük söylemleriyle okuyucunun kafasını karıştırmakta, yaşını büsbütün merak edilir hale sokmaktadır.

İki ana konunun yanında sıradan gibi görünen, sıradan bir sokakta yaşanan olaylar ve ilişkiler de çarpıcıdır. Bu sokağın kahramanları genelde çocuklardır. İki mahalle arasında yaşanan kavgalar, karşı mahallenin isminin Paris Mahallesi olması, zengin ve fakir ilişkilerini, sınıflar arasındaki çatışmaya dikkat çekmektedir. Bu sokak iki ayrı ölüm olayını birleştiren, olaylar arasında geçişmeyi yaratan zemin gibi kullanılmıştır. Kahramanların tümü bu sokaktan bir çeşit yürüyerek geçmiş, toprağa ve kaldırıma basmıştır. Bu kaldırımlarda kavga edilmiş, barış yapılmış, muhabbet edilmiş ve ayrılık yaşanmıştır. Bir tuvalin arka fonu gibi işlenmiştir.

Cehennem Çiçeği romanı birçok romandan farklı olarak, yazar hakkında fikir vermektedir. Düşünce fırtınasının, psikolojik edinimlerin ve kara mizahın iç içe işlendiği kitapta, kahramanın diliyle aktarılan şu cümlelere yer vermeden geçmemek lazım; pazarlığa açık değilse ruhum, Şeytan beş para vermeyeceğindendir. Çünkü ben Alper Kamu, gösterişli bir yalan insanlığın kara yazgısına vurulmuş bir mühürden başka bir şey değilim…

Gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.

Alper Kamu Cehennem Çiçeği, Alper Canıgüz, April Yayıncılık, İstanbul 2013, 224 s.

İlginizi Çekebilir

süperbetin giriş