Burdasınız / Evrenin Kısa Tarihi

Canan Hatiboğlu

Evren denince aklıma iki şey geliyor: Birincisi, ışıksız, aklın alamayacağı büyüklükte, korkutucu bir boşluk… İkincisi ise Otostopçunun Galaksi Rehberi. İlki elbette daha kolay kabul anlaşılabilir, ama ikincisi tuhaf olduğunu kabul ediyorum. Zira Douglas Adams’ın yarattığı evren tasviri bugün olduğumuzdan daha kalabalık, kapı komşusuna gider gibi gezegen ziyareti yapabildiğiniz bir evren… Üstelik yazarın evrende gezinti yapmak hakkında basit ve net bir ihtiyacı var: Havlu! “Bir havlu”, der, “yıldızlararası seyahat eden bir otostopçunun sahip olabileceği en işe yarar şeydir. Bir kere pratikte büyük değeri vardır – Jaglan Beta’nın soğuk aylarında yol alırken ısınmak için ona sarınabilirsiniz, (…) Daha da önemlisi, bir havlu büyük psikolojik değere sahiptir. Herhangi bir sebeple, şuursuz bir gezgin (şuursuz gezgin: otostopçu olmayan) bir otostopçunun yanında havlusunun olduğunu fark ederse, otomatik olarak bir diş fırçası, yüz koruyucu maske, sabun, bir kutu bisküvi vs. olduğunu da varsayacaktır. (…) Çünkü o şuursuz gezgin, otostopla galaksiyi kat eden, yalnızca temel ihtiyaçlarını gidererek zorlu şartlarda yaşayan, korkunç tehlikelerle savaşıp galip gelen ve hala havlusunun yerini bilen birinin hiç şüphesiz baş etmesi güç biri olduğunu düşünecektir.” Otostopçunun Galaksi Rehberi’nde. Elbette bu kadar hoş ve espirili bir evrenimiz yok. Bizim evren tasavvurumuz daha ziyade sorular içinde…

Bu düşünceler eşliğinde, Christopher Potter’ın Ayrıntı Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde yayımlanan Burdasınız- Evrenin Kısa Tarihi’ni okumaya başladığımda Douglas Adams ve şahane kitabının izleri çok durmadı tabii… Zira kitap, acı gerçekliğe geri döndürüyor bizi: Evren hala çok büyük ve bilinmezlerle dolu kocaman bir soru işareti… Ama diğer taraftan da fazlasıyla ilgi çekici…

Christopher Potter, enteresan bir adam… Kitapta da anlattığı üzere matematikle bilim tarihi ve felsefesi eğitimi alıp uzun yıllar Michael Cunningham gibi Pulitzer’lı yazarların yayıncılığını yapmış… Doğal olarak ortaya çıkan eser de bir o kadar ilginç olmuş. Potter kitabında aldığı eğitimi ve deneyimlerini büyük bir ustalıkla harmanlıyor. Zira size metrenin ne olduğuna dair bir şeyler anlatırken Aziz Augustinus’tan alıntı yapabiliyor. Zaten her bölümün başında, Carl Jung’dan Eski Ahit’e kadar geniş bir yelpazede, bir epigraf karşılıyor sizi. Aslında basit bir gerçekliği vurguluyor kitap: Evrenin merkezi biz değiliz.

Hani sorsak insanlara “Evrenin merkezi siz misiniz?” diye, muhtemelen çok az insan “Evet, benim!” diye cevap verecektir. Ne de olsa böyle bir cevap akıl sağlığına dair şüphe uyandıran bir cevap olurdu. Ama içinde canlı yaşadığı bilinen (işin tuhafı, bunu da bir tek biz biliyoruz) tek gezegen olarak ayrıcalıklı bir konumumuz var değil mi? Bir de tabii düşünebiliyoruz, öyleyse varız. Kendimizi hayvanlardan ve diğer canlılardan da bir şekilde ayırt edebildiğimize göre evren değilse de dünya bizim için dönüyor bir yerde. “Benim mutluluğum, benim üzüntüm, benim sıkıntım” ana fikri içinde yürüyor hayat. Belki de bu yüzden durgun suya taş atınca oluşan dalgalar gibi bizden, bizim insanlığımızdan, bizim dünyamızdan dalga dalga büyüyen ve var olan bir evren algısı hissetmek, psikolojik açıdan çok anlamsız değil. Bizden öncesi ve bizden sonrası hiç olmayacakmış gibi yaşıyoruz. Ama kitabı okurken ‘üstün tür’ olmanın rehavet hali sizi birden kurcalamaya başlıyor. İki buçuk milyon ışık yılı uzaktaki galaksi komşumuz Andromeda yanında birden bire insan oluşumuz küçük kalmaya başlıyor. Hatta yazarın da dediği gibi “Kim kocaman, amaçsız ve kayıtsız bir evrende hiçbir önemi olmayan bir nokta olduğunu duymak ister ki?” Einstein’ın yakın arkadaşı Michele Besso’nun ölümünden sonra yazdığı “İşte bu tuhaf dünyadan benden biraz önce ayrıldı. Biz inançlı fizikçiler için geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım inatla sürüp giden bir yanılsamadan ibaret.” satırlarda olduğu gibi kendi içinde yaşadığımız zamanın “mutlak zaman” yanılsamasını yerle bir ediyor kitap.

Elbette bu kadar basit değil. Her ne kadar evrenin bir ucundan bakınca dünya mavi bir kum tanesi olsa da evren denen hikayenin niteliği yine de bir parçası olmaktan gurur duyacağımız kadar müthiş… Christopher Potter, varoluşumuzun hissettirdiklerini de atlamadan evrenin kısa hikayesini anlatıyor okuyucuya. Evrenin varoluşundan, içindeki yerimize; zaman kavramından insanlığın geçmişine kadar pek çok noktayı anlatıyor. Her bölümde evrene dair bir soru işaretinin üzerinde durmuş. Hala çözülemeyen sorulara ve karanlıkta kalan milyonlarca unsura rağmen küçücük bir bilgi kırıntısının, bir ışık olabileceği sonucuna varmasını sağlıyor her bölümün sonunda. Anlatırken de ne bilimsel verileri kaybediyor ne de okuyucuyu…

İtiraf etmeli ki kolay okunan bir kitap değil. Yanlış anlaşılmasın, ağır bir bilimsel dilden kaynaklanmıyor zorluğu. Aksine, oldukça akıcı, yer yer edebiyat ve psikolojiden beslenen rahat bir anlatımı var. Ama ister istemez her cümlede durup düşünme gereği hissediyorsunuz. Pek çok bilimsel kitaptan farklı olarak kuru kuruya bilgi verip Schrödinger’in kedisini bir karabasan unsuru olarak üstünüze çökertmiyor. Kitabı okurken düşündüğünüz bütün varoluşsal sorunları belli ki yazar kendi de yaşamış. “Şeylerin sonsuza kadar sürdüğüne inanmak istiyoruz; ister aşk olsun bu, ister hayat. Tanrı ya da doğa yasaları.” derken evrenin ayrıntılarına, bilimle uğraşmayan bir insana göre, doğal olarak çok daha vakıfken, benzer soruları ve psikolojiyi taşıyor. Bilmek ya da bilmeme evrene dair soru işaretlerimiz oluşunu engellemiyor, sadece sorunun şekilini değiştirmesini sağlıyor. Yine de bir umut taşımıyor mu derseniz, kitabın satırları, en azından öngörülere göre evrende izimizi bırakmanın bir gün bir yolunu bulacağımıza dair bir umudumuz var. “Ümit edilen şeylerin tözü, görülmeyen şeylerin kanıtı” değil midir sonuçta. Yazarın da dediği gibi “Belki de umabileceğimizin en iyisi, dayanabildiğimiz kadar yaşamak bu belirsizlikte.”

buradasiniz

Buradasınız, Christopher Potter, Çev.: Elif Ersavcı Çopuroğlu, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2011, 256 s.

İlginizi Çekebilir

betpas

canlı bahis

güvenilir bahis siteleri