Varlık Dergisi: “Post-hümanizm ve Yeni Sorunlar”

Varlık Dergisi yeni yılın ilk sayısında “Post-hümanizm ve Yeni Sorunlar” dosyasıyla raflardaki yerini aldı.

Dosya konusunda  Nilgün Tutal, Korkmaz Alemdar, Sarphan Uzunoğlu, İncilay Cangöz yazıyor.

Derginin edebiyat gündeminde ise “Kendi Kanıyla Şiirler Yazan Hattat: Hüseyin Ferhad” − Salih Bolat, Haydar Ergülen yer alıyor.

Varlık bu ay da Edebiyat Gündemi, Güncel Sanat, Dış Politika Yazıları, Eksen, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında, Şiir Günlüğü, Küresel Haberler köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

Varlık Kitaplığı’nda ise bu ay şu isimler var:

− Metin Celâl ile “Yeni Türk Şiiri – 80’li Yıllar” Üzerine Söyleşi (Necati Tonga)

− Nermin Yıldırım ile “Misafir” Üzerine Söyleşi (Feridun Andaç)

– Perdeyi Aralamak

– Derl. S. Ruken Öztürk, Hasan Akbulut (Bahar Altay)

–Semih Erelvanlı ile “Külleri” Üzerine Söyleşi (Fikret Derya Tunçeri)

–Konumlandırmalar

– Ahmet Önel (Turgay Pasinligil)

– Küçük General

– Turan Dağlı (Fatma Yeşil)

– Ateş Sözcükleri

– Süreyya Aylin Antmen (Melih Levi)

– Şiir Günlüğü (Gültekin Emre)

– Küresel Haberler (Zeynep Şen)

Editörden: “Başka Bir Türkiye’yi Özlüyorsak Eğer, ‘Başka’dan Haberdarız Demektir”

“Yeni yıla her yerde bir bayram havası içinde girilir. Ömürlerimizden bir yılın daha eksildiğini bize hatırlatan bu olayın bu kadar taşkınca sevince çevrilmesinin anlamı sorulabilir ya, bizim üzerinde durmak istediğimiz nokta bu değil. Biz sadece her ulusun bayram ettiği bu yıldönümüne, ne derece asık bir yüz ve kapanık bir gönülle girdiğimizi belirtmek istiyoruz. Gerçi biliyoruz, içimizde, her türlü yurt ve toplum sorunlarına sırt çevirmiş, tatlı canlarından başka hiç mi hiç kaygıları olmayan kişilerin zevk ve eğlencelerinden en küçük bir şey eksilecek değildir bu sefer de. Ama bu yurdu seven, onun ve dolayısıyla kendilerinin de gelecekleri üstünde düşünmeyi dert edinen ak alınlı kişileri de var bu toprakların. Hani onların yüzü suyu saygısına ayakta duruyor bu ülke de denilebilir bir bakıma, işte bu alnı açık kişiler, bu koşullar içinde yeni yıla girişimizin bayram etmeyi değil, yas tutmayı gerektirdiği kanısındadırlar.

Gerçi, iş başında bulunan ve işlerin gidişini bizden iyi bilmesi gereken büyüklerimiz, her şeyin yolunda olduğunu, yarına güvenmemiz gerektiğini söyledikleri için, bizim de fazla kaygılanmamamız gerekirse de, öteden beri işler hep daha kötüye giderken başımızdakiler durmadan tıpatıp aynı sözleri söylemiş ve bunlara inanmayanları suçlamış olduklarından, artık her işittiğimize inanacak saflık ve uysallığı ne yazık ki yitirmiş bulunuyoruz.”

Yaşar Nabi Nayır, Varlık dergisinin 01.01.1965 tarihli sayısındaki yazısında yukarıdaki sözleri ederken elbette ülkemiz bugünkünden farklı koşullar içindeydi, bugünü düne eşitleyecek değiliz, ancak “bu yurdu seven, onun ve dolayısıyla kendilerinin de gelecekleri üstünde düşünmeyi dert edinen ak alınlı kişiler”in karamsarlığı sanıyoruz ki hâlâ aynı. Hemen her şeyin “eğlenceli” sıfatıyla değer kazandığı, insanlar arasında hızla yayıldığı, ünlendiği bir çağda ne mutlu ki dışlanmayı göze alarak karamsar olmak cesaretini gösterenler var. Hakikatten ödün vermeyen, yalan dolan karşısında daima tetikte duran insanın hakkıdır karamsarlık ve onun “iyi”ye olan bağlılığının, “iyi”ye tutunmaktaki ısrarının işaretidir. Değil mi ya, “iyi”den haberdar olmayan biri “kötü”yü nasıl görsün. Ama (Baudelaire’in deyişiyle) “karamsarlıktaki iyimserlik”i de görmezsek olduğumuz yerde çakılır kalırız.

Öyleyse karamsar olduğumuz kadar iyimseriz de. Başka bir Türkiye’yi özlüyorsak eğer, “başka”dan haberdarız demektir, bu ülkede bize “başka”yı özleten, bu uğurda çalışmamızı sağlayan kaynakları görüyoruz demektir.

Varlık, içinde bulunduğumuz dönemi daha iyi kavramamızı sağlayan dosyalar hazırlayarak her ay bu duyguyla çıkıyor karşınıza, karamsar olduğu kadar iyimser de olmasaydı mümkün müydü 85 yılı aşkın süredir sizlere buluşması…”

İlginizi Çekebilir

istanbul escort bayan