2020 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri Sahiplerini Buldu

Türkiye Yayıncılar Birliği 2020 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri, 21 Ocak Perşembe günü düzenlenen online törenle sahiplerini buldu. Törende yayınevi kategorisinde Mikado Yayınları, yazar kategorisinde Buket Uzuner ödül alırken, Kitabevi Emek Ödülü ise 23 yıldır Tarsus’ta hizmet veren Antik Sahaf’a verildi.

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri, Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından 1995 yılından bu yana her yıl, Türkiye’nin evrensel ölçütlerde düşünce ve ifade özgürlüğüne bir an önce kavuşması dileğiyle, düşüncelerini ifade etmekten korkmayan isimlere veriliyor. Her yıl bir yayıncı, bir yazar ve bir kitabevine ödül verilmesinin yanı sıra yıllık Yayınlama Özgürlüğü Raporu da tören kapsamında kamuoyuna sunuluyor.

2020 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri bu yıl 21 Ocak 2021 Perşembe günü pandemi nedeniyle online olarak düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk açılış konuşmasında yayıncılığın telif hakları ve ifade özgürlüğü temelinde yükseldiğini, bu yıl yayınlama özgürlüğü bağlamında yayıncılığın gündemine “muzır neşriyat” kararlarının damga vurduğunu ifade etti. Kocatürk konuşmasında, Anayasa’nın 25, 26, 27, 28. maddeleri gözetilmeden alınan bu kararların, yazar ve yayıncıları sansür ve otosansürün kıskacına soktuğunu ve kültür dünyasını tehdit etmekte olduğunu vurguladı. 2011’de Muzır Neşriyat ilan edilen ve hakkında müstehcenlik davası açılan William Burroughs’un Yumuşak Makine (Sel Yayıncılık) kitabıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’nin 2017’de verdiği karara da değinen Kocatürk “Kararda; kurulun yapısının edebi eser kavramını değerlendirecek uzmanlıkta olmadığı, kurulun “Yumuşak Makine” ile ilgili verdiği kararın hukuka aykırı olduğu ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği tespitinde bulunduğunu da hatırlatmak isteriz.” dedi. Açılış konuşmasının ardından, Ekim 2019- Kasım 2020 döneminde yayıncılara yönelik soruşturma ve davalar, kitap yasaklama kararları ve sansür dahil olmak üzere engellere dair verilerin derlendiği Yayınlama Özgürlüğü Raporu ile ilgili bir sunum yapıldı.

Yayınevi Ödülü: Mikado Yayınları

2020 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri’nin yayınevi kategorisinde ödül, 1 Temmuz 2020 tarihinde “muzır” neşriyat ilan edilen ve “müstehcenlik” suçlamasıyla yayıncısı ve çevirmeni 6 yıldan 10 yıla kadar hapisle yargılanan Bebekler Nereden Gelir kitabının yayınevi Mikado Yayınları’na verildi. Mikado Yayınları sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Okan Arıkan ödülünü, PEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Oral’dan aldı. Zeynep Oral ödülü sunmadan önce yaptığı konuşmasında “PEN Türkiye Yazarlar Derneği olarak hep şunu savunduk: Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede sadece edebiyat değil, insan yaşamı, insanın emeği, insanlık onuru ve geleceğimiz de tehdit altındadır…” dedi. Okan Arıkan ise konuşmasında özgür bir toplumun sorgulayan, üreten, özgür bireylerden oluştuğuna, özgürlük ve özgür düşüncenin bir bütün olduğuna ve çağdaş dünyada ırklara, cinsiyetlere ve yaşa göre ayrılamayacağına ve değişiklik gösteremeyeceğine dikkat çekti.

Yazar Ödülü: Buket Uzuner

Yazar kategorisinde ödül, bugüne kadar farklı yayınevlerinden toplam 19 kez baskısı yapılmış, yetişkinler için yazılan ve küçüklere yönelik olmayan ve 20 Mart 2020 tarihinde muzır neşriyat ilan edilen, Ayın En Çıplak Günü kitabının yazarı Buket Uzuner’e verildi. Uzuner’e ödülünü Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner takdim etti.

Adnan Özyalçıner “Bilindiği gibi her ülkede herkes düşüncesini serbestçe açıklamakta özgürdür. Evrensel insan haklarına, yasalar göre bizde de bu böyledir. Özgürlükçü düşüncenin yaşama katkısı olduğu, olması gerektiği konusunda uluslararası anlaşmalar çerçevesinde emindir herkes. Emin olması da gerekir. Bizdeyse düşüncesini açıkladıktan sonra başına geleceklerden emin değildir hiç kimse. Şimdiye kadar da emin olmamıştır. Buna rağmen yaşamı yüceltmek boynumuzun borcudur.” şeklinde konuştu. Uzuner ise konuşmasında “Bugün benim burada karşınızda olmamın nedeni bundan tam 34 yıl önce yetişkinler için yazdığım ve 19 kez baskısı yapılmış kitabımda bulunan ifadelerin müstehcenlik iddiasıyla muzır neşriyat kabul edilmesi yüzünden, kitabımın yayınının ve dağıtımının durdurulmasıdır. Yani sansür yüzünden. Bildiğimiz sansür. Sanat ve fikir eserlerine uygulanan sansür sadece yazarları, sanatçıları ve gazetecileri değil, Türkiye’deki her vatandaşın düşünce ve ifade özgürlüğünü tehdit eden bir tehlikedir. Unutulmamalıdır ki, tarih boyunca suç işlemiş tek bir kitaba henüz rastlanamamıştır ama suçluları ortaya çıkartmış sayısız kitap mevcuttur.” dedi.

Kitabevi Emek Ödülü: Antik Sahaf

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri kapsamında, ağır ekonomik ve siyasal koşullar altında mesleğini inatla sürdüren bir bağımsız kitapçıya verilen Kitabevi Emek Ödülü ise bu yıl yayın dünyasına kitapçı olarak ilkeli ve özverili çalışmalarıyla 23 yıldır Tarsus’ta hizmet veren Antik Sahaf’a verildi. Antik Sahaf’ın kurucusu ve sahibi İsmail Kün ödülünü Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ten aldı. Kocatürk konuşmasında Antik Sahaf’ın, okurlarını beklemeden bütün edebiyat eserlerini okullara taşıdığına, yazarları davet ederek söyleşiler yaptığına, çocukları ilk defa kitapla buluşturarak çok büyük emek harcadığına dikkat çekti. Adında düşünce, ifade, özgürlük ve emek geçen bir ödülü almanın gurur verici olduğunu dile getiren İsmail Kün ise Antik Sahaf raflarında emeği olan isimleri tek tek andı ve hepsine teşekkürlerini ileterek ödülünü aldı.

Online gerçekleştirilen törende Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Kristenn Einarsson ile Uluslararası PEN Yönetim Kurulu Üyesi ve yazar Burhan Sönmez de ifade ve yayınlama özgürlüğü hakkındaki görüşlerini paylaştı.

Kristenn Einarsson video konuşmasında Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin (IPA) kendisini, dünya çapında kuşatma altında olan yayınlama özgürlüğünü savunmaya ve desteklemeye adadığını; IPA’nın dünya çapında yayınlama özgürlüğünün durumuna dair yeni bir rapor yayınladığını; özgürlüğünü denetleyen ve kısıtlayan koşulların dünyanın farklı yerlerinde değişiklikler gösterdiğini ifade etti. Bazı yerlerde “tehlikeli”, “uygunsuz” veya “müstehcen” bulunan materyal veya eserlerin yayınlanması veya dağıtılmasının hükümetler ve devlet rejimleri tarafından engellendiğini ve Türkiye’de son günlerde “müstehcenlik” konusunda bu tür engellemelerin yaşandığını vurguladı.

Burhan Sönmez ise konuşmasında kitapların ve yazarlarının baskıya uğramasının yeni olmadığını; baskıların geçen yüzyıldan 21. yüzyıla aynı biçimde hatta bazı yerlerde daha ağır biçimde devredilmiş durumda olduğuna dikkat çekti. Böylesi bir ortamda Türkiye Yayıncılar Birliği’nin bu tür ödüller vermesinin, yazarlara ve yayıncılara sahip çıkmasının azımsanmayacak büyük bir güç olduğunu ve Uluslararası PEN’in de aynı ailenin parçası olarak düşünce özgürlüğüne sahip çıkmaya çalıştığını dile getirdi.

İlginizi Çekebilir

istanbul escort bayan