1920’lerden 2000’lere, Orhan Veli’den Âşık Veysel’e “Bella’nın Öyküsü”

Bella Eskenazi’nin 1920’lerden 20002’lere, İstanbul’dan Barselona’ya uzanan hayat hikâyesinin anlatıldığı, Banu Yalkut Breddermann yönetmenliğini yaptığı “Bella’nın Öyküsü” adlı belgeselin galası, 500. Yıl Türk Musevileri Müzesi’nce yapılacak.

Müzenin 98’inci yaşını kutlamaları kapsamında yapılacak gösterim 31 Ocak Pazar günü saat 18.00’de Zoom üzerinden gerçekleşecek. Gösterim öncesi Bella Eskenazi ve Banu Yalkut Breddermann kısa bir sohbet için bir araya gelecek.

Belgeselde, Orhan Veli’nin “Anlatamıyorum” şiirine ilham kaynağı olan, Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşı, Âşık Veysel’in aile dostu, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün öğretmeni Bella Eskenazi’nin 1920’lerden 2000’lere, İstanbul’dan Barselona’ya uzanan yaşam öyküsüne odaklanılıyor.

Belgesel, Eskenazi’nin tanıklığından yola çıkarak bir yandan memleketin seküler olarak tanımlanan kesiminin o dönemki yaşamına bir pencere açarken, Türkiye’nin siyasi ve kültürel değişim sürecine de ışık tutmak amacını taşıyor.

Yönetmenliğini ve prodüktörlüğünü Banu Yalkut Breddermann’nın yaptığı belgeselin kurgusunu Thomas Balkenhol, müzik prodüktörlüğü Renan Koen üstlendi. Tanıtım filmi ise Eytan İpeker’e ait.

Belgesel şu sözlerle tanıtıldı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile hızlanan toplumsal dönüşüm sürecinin ve Türkiye aydınlanmasının önemli mimarlarından Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel (1938-1946) 17 Nisan 1940 tarihinde büyük kültür hamlesini başlattı. Köy Enstitülerinin kurulmasına, üniversiteler kanununun çıkarılmasına, tiyatro ve operanın devlet hizmetleri arasına katılmasına, klasiklerin çevirisine ve çeşitli ansiklopedilerin de Türkçe basılmasına ön ayak oldu. Bella Eskenazi tam da bu dönemde Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik yapmış, kendisi gibi Türk aydınlanmasına katkısı olan ablası Dora, eniştesi Erol Güney ve o dönemin önemli Türk aydınları ve edebiyatçıları ile yakın dostluk kurma olanağı bulmuştur.

‘Bella’nın Öyküsü’nde herkesin eşit temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir vatandaşlık fikrinden yola çıkılarak kurulduğu varsayılan cumhuriyetin idealist bir döneminin umutlarını, düş kırıklıklarını ve her şeye rağmen bu topraklara duyulan derin bir sevgiyi ve anlayışı buluyoruz. Bu belgesel günümüzde köken öne çıkarılarak sürdürülen dini, siyasi ve etnik tartışmalara farklı bir açıdan yaklaşımı hedeflerken Türkiye’nin kendisiyle yüzleşmesi bağlamında anlamlı olabileceği ve yükselen antisemitizme karşı mücadeleye bir katkıda bulunabileceği düşünülerek gerçekleştirilmiştir.”

Etkinliğe ücretsiz katılım için info@muze500.com adresine e-posta gönderilerek rezervasyon yaptırılabilir.

İlginizi Çekebilir