Diyaloglar, Özcan Ergüder’in “Maskeli Balo” Kitabı ile Devam Ediyor

Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy, 18 Şubat’taki Diyaloglar’da, Türk edebiyatının tek kitapla efsaneleşen yazarlarından Özcan Ergüder’in Maskeli Balo ve Diğer Öyküler kitabını ele alacak. Saat 19:00’da başlayacak olan Diyaloglar, Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Kampüsü’nde bulunan Ayhan Şahenk Salonu’nda yapılacak.

1929 doğumlu Ergüder, Robert Kolej’den 1949 yılında mezun oldu ve siyasal bilimler ve felsefe eğitimi için Oxford Üniversitesi’ne gitti. BBC Radyosu’nda programlar hazırlayıp sunan, radyo oyunları yazan Ergüder, 1956’da Ahmet Emin Yalman’ın çağrısıyla Türkiye’ye döndü ve Vatan gazetesinin genel yayın yönetmenliği görevini üstlendi. İlk ve tek kitabı olan Maskeli Balo da 1956 yılında ilk kez Yenilik Yayınları tarafından yayımlandı.

Sait Faik’in “İngiltere’de bir arkadaşım var, ne güzel yazıyor” sözleriyle müjdelediği, Vedat Günyol, Erdal Öz, Oktay Akbal gibi isimlerin kaleminden övgüyle söz ettiği Ergüder’in şaşırtıcı ve derinlikli öyküleri, 2019’da Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yeniden yayımlandı. Bengü Vahapoğlu’nun yayına hazırladığı kitabın önsözünde, Selim İleri, uzun yıllar gözden ırak kalan Ergüder’in öyküleriyle olan bağını şöyle anlatıyor:

“Maskeli Balo‘yu unutamayanlar arasındayım. İlkgençlikte hayranlıkla okunanlar, sonraları, artık yaşlanışta, rüyamsı anılar olup çıkar. Bengü’nün getirdiği dosyada öyle olmadı: Özcan Ergüder’in hikâyelerine bugün de coşumlarla sarıldım. Dahası, yalınlıkları, yer yer gizli ironileriyle bu hikâyelerin hâlâ yol açıcı olduğuna inanıyorum. Günümüzün edebiyatseverlerini bir şölenin beklediği kanısındayım.”

Türkiye’de gazeteciliğe devam ederek 1958’de Kim dergisinin kurucuları arasında yer aldı, Hür Vatan ve Hareket gazetelerini çıkardı ve Ulus gazetesinde başyazılar yazdı. 85 yaşında hayatını kaybeden Ergüder, Maskeli Balo isimli derleme öykü kitabından sonra başka bir kitap yayımlamadı.

Cayv cayv cayv.

Arkadaşım nerede?

“Buradayım”

“Hayır, sen Sekizinci Henri’sin”

“Sen de palyaçosun, bak.”

Baktım: Üzerimde iri iri siyah beyaz damalı bir palyaço giysisi vardı. Kollarımda, dizlerimde, topuklarımda çıngıraklar. Çıngır çıngır çıngıraklar.

Yanımızdan Hamlet geçiyordu. Bir eli alnındaydı. Sekizinci Henri kolundan yakaladı.

“Nereye gidiyorsun?”

“Anamı arıyorum,” dedi Hamlet.

“Ben seni hep babanı arar sanırdım.”

“Yok, yok,” dedi Hamlet. “Bütün iş annemde. Bütün iş annelerde.” Bana döndü. “Söyle bana palyaço, senin annen nerede?”

İlginizi Çekebilir