Arkeoloji Dersleri: Şiddetin Cinsiyeti

Hiçbir şey göründüğünden ibaret değil. Görünen her şeyin bir görünmezi var. Gündelik yaşamın her anının milyonlarca, binlerce yıl geriye giden karanlık bir arkeolojik geçmişi söz konusu. Ve geçmiş yekpare bir bütün değil, her bir dönem kendinden menkul gerçekliğiyle üst üste bir yığın. Bu katmanlı zaman birikiminin sonuncusunda insanın ürettiği yaşam “uygarlık” olarak isimlendirilmiş, üzerine bir dizi pozitif anlam yüklenmişti. Oysaki uygarlık  ve onun itaat talep eden yasaları beden üzerine uygulanan şiddetin temel kaynağıdır. Büyük kalabalıklar halinde birlikte yaşamayı dikte eden uygarlık, rasyonel örgütlenme uğruna biyolojik öznelliği terk etmeyi koşul olarak dayatır. Eğitim şiddetin yöntemi, beden ise savaş meydanı haline gelmiş,  bedenleri kontrol etmeden, eril uygarlığın üretilmesi mümkün görülmemiştir…

Tarihin belki de en eski “Homo Sacer”i kadın, uygarlığın, dolayısıyla da eğitimin, kontrolün ve şiddetin nesnesi olarak tanımlanmıştır. Arkeolojik zamanın son dilimi olan “uygarlık” uyumlu bir yaşam için örgütlenmenin yolunu, kadın bedeni üzerine uygulanan şiddette bulmuştu. Kutsal söylenceler değiştirilmiş, cinsiyet rolleri yeniden atanmış, uygarlık bir şiddet yaşamına evrilirken, şiddetin nesnesi de duvarlar arasına mahkum edilmiş kadın olmuştu. Tanrılar evrenindeki “yaratılış”tan insani dünyanın siyasasına kadar her türlü yasa kadın bedeni üzerinde bir şiddete dönüşmüştü…

Gümüşlük Akademisi Vakfı “Bahçe”de gerçekleştireceğimiz Arkeoloji dersinde, şiddetin asıl kaynağı olarak uygarlık ve onun içerisindeki kadının konumu tartışılacaktır. Şiddetin kültür kökenlerini takip etmek için Arkeoloji üzerinden geçmişi okuyacağız.

İsmail Gezgin’le Arkeoloji Dersleri

Tarih: 1-2-3 Eylül

Saat: 11.00 – 13.30

Gümüşlük Akademisi, Bahçe

Detay: http://www.gumuslukakademisi.org/

İlginizi Çekebilir

süperbetin giriş