Mahzun Bir Deneme

Yuja Dab

Milattan Önce 1100, Teos antik kentinde tarihin bilinen ilk kira sözleşmesi yapılıyor. Kentin ileri gelenlerinden bir kefil ve altı tane şahit arasında gerçekleştiriliyor bu sözleşme. Milattan sonra; 1+0 metrobüse yürüme mesafesinde; hastaneye şehir merkezine yakın, sıfır daire. Bir kira peşin, depozito, bir kira ücreti kadar komisyon, aidat 150 lira; kapalı otopark, sauna, yüzme havuzu, spor salonu, güvenli, huzurlu aile ortamı… İlginç bir takım insanlar arasında yapılıyor.

İnsanlık tarihi neden hep daha fazlası için mücadele eder? Ruhumuzun hangi katmanında yırtık, sonsuz bir boşluk var ki bunca açlık bitmek tükenmek bilmiyor. İki evden fazlasına sahip olan insanların bir kısmı evi kiralarken kiracısını rehin almış, satın almış, yaşam gemisine forsa etmiş gibi davranmayı hak olarak görmeye başlarlar. Bu ilginç geleneğin çemberi altında yağmura hep beraber yakalanmak ürkütücüdür. Çünkü yağmuru pazarlama gibi olanakları olsa idi, bunu hemen yaparlardı. Bana, sana, ona, şuna, şuradakine, diğerine yağmuru plastik, süslü kutular içinde servis eder satarlardı. Bunu yaparlardı. Önce herkese eşit şekilde inen yağmuru keserlerdi, sonra o yağmuru hisselere böler aralarında paylaşırlardı, sonra her biri kendi yağmuruna mükemmel isimler, logolar, reklamlar icat edip bizimle paylaşırlardı (inandınız mı?)

Tarihin neresinden tutarsanız tutun mutlaka göreceksiniz ki; insanlık, doyumsuzluğun resmidir! Görmek zorunda değilsiniz, tutununca her şey yolundaymış gibi gelir zaten. Sizi yaralamakta ustalaşan şey, ayakta durmanızı sağlayan ama asla ilerlemenize katkısı olmayan hırslarınız. Balonu hava ile doldurunca şişer. Hava, balonu diri ve parlak tutar. Diri ve parlak olan balon tüm yolların aşıldığı yerde olduğunu düşünmekle meşgulken her zaman kalıba sığmayan, kaçma isteği ile var olan hava uçup gider. Balon buruşur, buruşur, buruşur ve yerdeki tola karışıp tüm ihtişamını kaybeder. Daha fazla, daha fazla kayıp!

Jiletli tellerle örtülmüş duvarlar var, sarmaşıklarla çevrilmiş bahçeler de var. İkisi arasındaki boyutsal farkı anlayabiliyor musunuz? Biri sokaktır, samimiyettir, müstakildir; domatestir, nanedir, bahar kokusudur. Diğeri ölüm soğukluğudur, betondur, yalnızlıktır, korkudur, güvensizliktir, acıdır! Ta Teos’tan beri, Teos’tan önce birileri hep daha fazlasını istemiştir. Elleri cebinde, göbeği ekvatora uzanan iki ayaklı memeli yürürken, birkaç kiracıya rastlayıp kendisine bükülen boyunları görüp hazzın sınırlarına ulaşmak için, binlercesini öldürmeyi göze alabiliyor. “Nasıl oldu?” sorusuna, “dikkatsizlik efendim, bunları bilirsiniz çalışamıyorlar düştü” diye cevap vermenin seviyesine ulaştıklarında birer Firavun artığı oluveriyorlar. Firavunlar çok masumdur, artıkları mide bulandırır.