Kıyamet Kapısı’nı Aralamaya Hazır mısınız?

205

Leyla Mihrinaz Engin

Zamanın kapısından girip yirmi yıl önceniz ile karşılaşmaya, kaderi değiştirme cesaretiniz var mı? “Bolbadim Günlükler” dizinin 3. Kitabı olan Kıyamet Kapısı’nı aralamaya hazır mısınız? Cevap; evet, ise o vakit baş döndürücü, fantastik bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bizi yolculuğa çıkaracak olan kahramanlarımız, Fırat ve Süreyya. İstanbul’dan Mardin’e Özel Bolbadim Koleji görevlilerinden Sadık Amca’nın taziyesi için gelirler. Ne geliyorsa başlarına, meraklı Süreyya’nın taziye sonrası gezme isteğinden gelir. Lokman lakaplı aktarın esrarengiz dükkânında şahmeran desenli halının büyüsüne kapılan Süreyya, yanlışlıkla maceraya açılacağımız, gizemli kıyamet kapısına dokunur, açılan kapıdan içeri girer ve kaybolur. Geriye Fırat’ın Süreyya’ya ulaşmak için zamanla yarışan çırpınışları kalır. Aktarın Fırat’a verdiği sırlı mesajlar ve iki saatlik süre ile okuyucu olarak telaşa kapılıyor ve hız almak zorunda kalıyorsunuz.

Fırat’ın ulaşması gereken yerler aracılığı ile Mardin’in tarih kokan esrarengiz sokaklarına ve Dayrulzafaran Manastırı’na gidiyor, manastırın Firdevs Bahçesi’nde yer alan bir havuzdan, yirmi yıl öncesine kayıyor, olay örgüsüne kapılıp ve zamanla yarışmaya başlıyorsunuz.

 Yirmi yıl öncesine gittiğinin farkında olmayan Süreyya, kendisini tanımayan Sadık Amca ve onun yakın dostu Aziz’in (Yunus) kendisini tanımayışının şaşkınlığı ve üzüntüsü içindedir. Aziz, Süreyya’nın yirmi yıl sonra, babası olacak kişidir. Süreyya’nın bunu bilmemesi ve kaderi değişmemesi gerektiğinden, Fırat, Adnan Bolbadim ve Aziz telaş içerisindedir.

Öte taraftan hem Fırat cephesinde hem de Süreyya’nın kayıp gittiği zaman tünelinde kıyasıya iyiliğin ve kötülüğün savaşı var. Kötülüğün savaşçıları Nhandular, iyiliğin savaşçıları da Otuslardır. Otus üyelerinin her iki zaman diliminde de karşılaştıkları zorluklar okuyucu olarak sizi gerebilir, meraka iter ve her an farklı gelişen sonuçlara götürebilir.

Nihayet, Fırat, telaşlı aramalar sonucunda, Süreyya ile zamanın yirmi yıl öncesinde karşılaşır. Onu, geldikleri yerden geriye götürmek için müthiş uğraşlar verir. Ne kadar engel olsa da Süreyya babasının Aziz olduğunu öğrenir. Diğer taraftan Fırat’ın bilmediği bir gerçek daha var ki o da, Nhandular’ın üyesi olan son derece hırslı ve kötülük yapan Melisa Turhan’ın oğlu olmasıdır. Melisa Turhan, Kıyamet Kapısını bula bilmenin hırsıyla etrafa öfke saçmaktadır. Melisa, babasının kaderini değiştirmek ve kıyamet kapısına sahip olmak için Mardin’in içinde can havliyle Lokman’ın evini aramaktadır.

Zamanlar arasında gelgiti sağlayan ve geçmiş tarihlerde yanarak yok olduğunu sandıkları bu kapı, yılan adamın (lokman) evindedir.

İki küçük kahraman, bilmedikleri bu mekânda otellerini ararlarken bir bekçiye yakalanırlar. İstemeye istemeye Sadık ve Aziz’le karşı karşıya gelirler. Başlarından geçeni onlara anlatırlar. Aralarında geçen duygusal konuşmalar okunmaya değerdir.

Zamanla yarışan kahramanlar, Sadık Amca ve baba Aziz tarafından geldikleri zamana uğurlanmak üzere lokmanın mekânına doğru yola çıkarlar. Yılanlarla yaşayan, yılan derili ve konuşması yılan tıslaması gibi olan lokman, kahramanlara, olup bitenleri unutturacak haplar vererek, Fırat’ı Süreyya’nın geldiği kapıdan, geldiği zamana yollar. Ve Melisa Turhan’ın Kıyamet Kapısı’na ulaşmaması için evini yakar.

 Sadık, Aziz ve Süreyya manastıra doğru yol alır, manastırın Firdevs Bahçesinden de Süreyya uğurlanır.

Aslı Tohumcu, tarafından kaleme alınan bu fantastik, tarihi ve mizahi yolculuğun kurgusu oldukça başarılıdır. Kahramanlar birbirlerinin burunlarının dibinde birbirlerinden habersiz yol almaktalar. Akıcı ve iki küçük kahramanın esprili diyaloglarıyla nefes kesen bu zaman yolculuğuna kapılmamak elde değil.

Çocuk merakının olumlu mu olumsuz mu olduğu düşüncesiyle baş başa kalabilirsiniz. Çocuk kitabı olarak kaleme alınan bu yapıtın, yer yer korku içerikli, ilginç figürler, merak ve şiddet uyandıran olayların, çocuk okuyucular üzerinde yaratacağı etki de irdelenmelidir. Diğer taraftan, çocuk okuyucularında, Süreyyan’nın mizahı ve huysuz dili, kitaba farklı bir renk, keyifli bir tat kattığından ve olayların olumlu (iyilerin kazanması) sonuçlanmasının da olumlu etkileri olacaktır.

Yazarın, batıda yaşayan kahramanlarını, doğudaki efsanevi Mardin kentinde maceraya sürüklemesi de enteresandır. Bu yolla olay örgüsünün döndüğü kent hakkında da tarihi bilgiler edinmek mümkündür.

Nhandular’ın simgesinin tarantula, Otuslar’ın simgesinin baykuş olması, şahmeran hikâyesinin meşhur figürü olan yılanın işlenmesi, hayvan figürlerine yer verilmesi de okuyucuda ayrı bir merak uyandırmaktadır.

Derin ve geniş hayal gücü ile yazılan, iyi ve kötülerin ustalıkla karşı karşıya geldiği, hiçbir detayı atlanmamış kitabı okurken, yazarın, her bir cümlesiyle, gözünüzde film kareleri canlanır. Son derece macera dolu, sürükleyici, renkli ve bir filme hazırsanız eğer, iyi seyirler.

kiyamet-kapisi

Kıyamet Kapısı, Aslı Tohumcu, Günışığı Kitaplığı, İstanbul 2013, 184 s.