İki Yüz Yıllık Çıkmazımız: Şeytan Bunun Neresinde?

BURAK ÇAKIR  @tburakcakir

İnsanlığın bilinmeyen, karanlık devirlerinden bugüne kopup gelen en büyük arzularından biri olan müzik, zaman çizgisi içerisinde varlığı ve gerekliliği özellikle din merkezli tartışmalarda sıklıkla sorgulanmış, çeşitli düşünce sistemleri içerisinde zevke düşürdüğü gerekçesi ile yasaklanmıştır. Bugün bu meseleyi XIX. yüzyıl Anadolu sahasının en büyük âşıklarından Dertli’nin kaleminden, günümüz müzik akımları üzerinden inceleyeceğiz.

Miladi 1772 senesinde Bolu-Reşadiye’ye bağlı Şahlar köyünde dünyaya gelen Dertli uzun bir süre Lutfî mahlasını kullanmış, 1840 yılında başarısız bir intihar girişiminin ardından “Dertli” mahlasını almış, XIX. yüzyılda âşık edebiyatımızın en tanınmış temsilcilerindendir. Taşlama türünde yazmış olduğu ve teşhis (kişiselleştirme), istifham (soru sorma) gibi söz sanatları ile süslü “Şeytan Bunun Neresinde?” türküsü ile döneminde toplumun musikiye olan tutumunu gözler önüne seren Dertli; saz çalmanın caiz olmadığını, sazın içerisinde şeytanın olduğunu iddia eden otoriteye karşı sazı ve sözü ile karşılık vermiş usta bir şairdir.

“Abdest alsan aldın demez

Namaz kılsan kıldın demez

Müftü (kadı) gibi haram yemez

Şeytan bunun neresinde”

Rivayete göre türkünün yazılması dönemin müftüsü –valisi veya kadısı olduğu da öne sürülür- bir vesile ile Dertli ile tanışmış ve sohbet sırasında saz çalmanın caiz olmadığı, sazın bir şeytan icadı olduğu gibi birçok lakırdıda bulunarak saz çalmayı bırakmasını öğütlediği söylenir. Dertli’nin cevaben yazdığı bu şiirin doğaçlama olarak olay sırasında mı, yoksa sonrasında mı söylediğini ne yazık ki bilemiyoruz.

Türkü sonraları pek çok âşık tarafından seslendirilse de bir albüm içerisinde yer alması 70’li yıllara dek sürdü. 3 Hürel’in 1970 senesinde çıkardığı “Ve Ölüm / Şeytan Bunun Neresinde” albümü ile –grubun ilk 45’liğidir- grup şöhrete, eser ise ilk defa türkü formu dışında bir yoruma kavuşmuş oldu. Akabinde Şemsi Yastıman (1989/Yabana Gel), Erdal Erzincan (1994/Töre) gibi pek çok sanatçı eseri yorumladı, derken doksanlı yıllarda Türk müzik camiasında yükselen rock ve metal müzik milenyumla beraber basının da etkisiyle toplum nezdinde tepkilere yol açmaya başlamıştı. Rock müzik dinleyenlerin psikolojik rahatsızlar geçirdiği, delirdiği, dinden çıkacağı gibi pek çok haber yazılıp çizildi. Rock müzik icracılarının şeytana taptıkları, şarkıları tersten çalındığında bilinçaltı pek çok mesaj içerdiği öne sürüldü. Bu yıllarda aktif bir şekilde müzik hayatını sürdüren Pentagram grubu ise yeni bir soluk getirdikleri “Şeytan Bunun Neresinde?” (2002/Bir) şarkısı ile tepkilerini ortaya koydu, ufak tefek söz farklılıkları ile iki yüzyıllık bir mesajı tekrarladı.

“İstanbul’dan çıkar teli

Ardıç ağacından kolu

Be Allah’ın sersem kulu

Şeytan bunun neresinde?”

Aynı dönemlerde, yine toplum tarafından hoşgörüyle karşılanmayan bir başka müzik türünün temsilcisi Ceza, Yerli Plaka (2007/Yerli Plaka) şarkısı içerisinde “Kısa bir not, sazın içinde şeytan yok” diyerek gönderme yapmaktan geri durmadı.

Farklı zaman dilimlerinde farklı prensiplerden gelen müzisyenlerin, toplumun ortaya koyduğu negatif etkiye karşın gösterdiği bu müşterek tepki bize değişen ve geliştiğine inandığımız dünyamızın, sosyal yargılarımızın esasen farklı suret ve formlar üzerinden tekerrür eden bir kısır döngüden ibaret olduğunu fısıldıyor. Müftünün varisleri aramızda dolaşıyor.