Eğitime Modern ve Reformist Bir Yaklaşım: Çocuğunu Nasıl Eğitirsin

Hatice Eğilmez Kaya

Eğitim, kuşkusuz insan neslinin en çok kafa yorduğu, üzerine kuramlar geliştirdiği alanlardan biridir. Yetişkin bireylerin, yetişmekte olan bireyleri öğretim aracılığı ile terbiye etme çabasının evrensel ismidir eğitim. Tarih öncesi çağlardan beri var olan bu çaba, insanı insan kılmaya yönelik bir eylemler bütünüdür.

Toplumların veyahut milletlerin hem bütünsel olarak ilerleyebilmeleri hem de fertlerin kişisel gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmeleri eğitim sayesinde gerçekleşebilecektir. Bu nedenle olsa gerek insanlık tarihi boyunca eğitim üzerine sayısız teori üretilip yine sayısız eser kaleme alınmıştır.

Çocuğunu Nasıl Eğitirsin, yazıldığı çağda ve daha sonraki dönemlerde oldukça kuvvetli etkiler bırakmış, eğitim bilimlerinin temel kitaplarından birisi. Okur bu kitapta çocuk eğitimi üzerine yüzlerce faydalı sonuca ulaşacaktır. Eserin yazarı Johann Heinrich Pestalozzi 18. Yüzyıl’ın ortalarında dünyaya gelmiş, 19. Yüzyıl’ın ilk çeyreğinde ölmüş İsviçreli bir eğitim reformcusudur.  Pestalozzi aynı zamanda didaktik bir roman olan dört ciltlik Leonard ve Gertrude isimli romanı da kaleme almıştır.

Eserde “Aydınlanma Çağı”nın etkileri yadsınmayacak oranda fazladır. Skolastik eğitimi çekincesiz bir şekilde eleştiren Pestalozzi kilisenin toplum üzerindeki baskısına ve Orta Çağ dinsel ezberciliğine karşı bir duruş sergilemiştir. Rousseau’nun eğitim görüşünden önemli oranda etkilense de daha sonraları onun toplumu reddeden, tamamen doğaya yönelik kuramından ayrılmıştır. Bununla birlikte eğitimde romantik anlayışın önemli bir temsilcisi olmuştur. Fransız Devrimi’nin tüm dünyayı saran etkisi Çocuğunu Nasıl Eğitirsin’de açık seçik fark edilmektedir. Ayrıca Bacon ve Locke’yi bariz bir şekilde etkileyen kitap, Comte ve pozitivist görüşlere düşünsel zemin hazırlamaktadır.

Her çağda ve toplumda eski ve köhne eğitim anlayışından modern eğitim anlayışına geçiş sancılı olmuştur. Bu sürece önemli katkılarda bulunmuş fakat yaşarken de öldükten sonra da hak ettiği itibarı edinememiş bir düşünce ve eylem insanı olan Pestalozzi’nin serzenişleri kitaba damgasını vursa da daha çok geleceğe dair umut içermektedir. Eser, yazarının eğitim sistemine bakışını, özellikle küçük yaşlardaki çocukların nasıl eğitilmesi gerektiği hususundaki öngörülerini derleyen bir kitap niteliğindedir.

Mektup türünün ağır bastığı Çocuğunu Nasıl Eğitirsin’de, kendisi de bir eğitimci olan Gessner’e hitap edilmektedir. İçten fakat aynı zamanda bilimsel bir üslupla kaleme alınmış olan eserde yazar tarafından önemle üzerinde durulan ilkeleri maddeler halinde vermemiz gerekmektedir.

  • Eserde eğitimde program ve çok yönlülüğe dayanan bir anlayış sergilenmelidir.
  • Dil, sanat, bilim, şekilleri ve sayıları kavrama, işitsel gelişim gibi alanlara dayanan öğretim faaliyetleri önemsenmelidir.
  • Eğitimin en önemli unsuru öznedir. Pestalozzi’nin geliştirdiği prensipler bireysellik ilkesine dayanmaktadır.
  • Yazar eğitimin her basamağını önemsemekle birlikte en önemli süreç olarak ilköğretim ve hatta okul öncesi dönemi benimsemektedir.
  • Eğitimde psikoloji, psikolojide motivasyon çok önemlidir.
  • Motivasyonunu kaybeden bireylerden iyi öğrenciler çıkartmak imkânsızdır.
  • Eğitmenleri ya da kendisi tarafından suçlanan çocukların ilerlemesine ket vurulmaktadır.
  • Eğitimde başat rolü sanatın oynaması gerekir. Önce eğitmen içindeki sanatkârı açığa çıkartmalı daha sonra da öğrenciden aynısı beklenmeli.
  • Eğitmen pasif bir tutum sergilemeli ve öğrencileri gözlemlemeyi seçmelidir.
  • Anneden ve çocuktan başlamak gerek. Anneler bilinçlenmeli ve çocuklarını bilinçlendirmeli.
  • Çocuk her türlü dış etmenden korunmalı. Aile, okul, idare, diğer yetişkinler…
  • Önyargılarından arınmış gerçek çocuklar yetiştirme ilkesi önemsenir.
  • Çocuk sorgulamayı bilmeli ve bu konuda serbest bırakılmalıdır.
  • Tek yönlü, tüm bilgileri teorik hayata dair olan ezberci çocuklardan ziyade, bildiklerini uygulayabilen ve yorumlayabilen çocuklar yetiştirmek amaç edinilmeli.
  • Derslerde ampirik usullere dayanılmalı.
  • Eğitimde adım adım gitmek oldukça önemlidir. İlkin en basitten başlanmalı ve bilgi tüm öğrencilere kademeli olarak
  • Çocuklara verilen eğitim mutlak surette basit olmalıdır.
  • Çocuklarımızı doğallıkla yetiştirmeliyiz.
  • Eğitimde gerçekçi olmalıyız.
  • Çocukların yaşları itibariyle kapasitelerinin çok üzerinde derslerle yorulması bir yarar sağlamaz. Eğitim amacından sapar ve eğitime ve kendi potansiyeline yabancı nesillere emanet olur.
  • Eğitimcilerin en büyük görevi insanın sahip olduğu potansiyelin farkında olmak, onu yüceltmek ve değerlendirmesini bilmektir.
  • Çocuklarımız hatalı ve kötü bir davranış sergilediğinde şiddetle cezalandırılmamalıdır. Bu cezaya karşı bir nefret açığa çıkartır.
  • Eğitim faaliyetinde devletin görevi oldukça kritiktir. Devlet eğitimin nitelikli ve ampirik bir eğitimin garantörü olmak zorundadır.
  • Devlet uygun psikolojik ve pedagojik prensiplere riayet edilen standartlar geliştirmek zorundadır.
  • Okullarda öğretilen ders kitaplarının içeriği büyük önem taşımaktadır. Bu kitapların içeriği öncelikle öğrencilerin kavrama düzeyine uygun olmalıdır. Ne fazlasıyla basit ne de gereğinden fazla karmaşık olmamalıdır.
  • Okul kitaplarının seçimi ve hazırlanması uzman personel tarafından objektif olarak yapılmalıdır.
  • Kişilerin bilimsel olmayan subjektif tercih ve yorumlarına göre ders kitabı hazırlamak eğitim sisteminin köküne kibriti çakmaktır.
  • Dersler hafif olmalı ve çocuk okula alıştırılmalı.
  • Daha üst sınıflarda akıl yürütmek ve analitik düşünmek ile ilgili beceriler kazandırılmalıdır.
  • Okul öncesi çağlarda çocuklarını okul için uygun nitelikleri kazandırmaları için anneler eğitilmeli.
  • Annelerin yeterli eğitim görmesi eğitimin olmazsa olmazıdır.
  • Eğitime çocuktan değil anneden başlamak gerekir.
  • Çocuğa yönelik agresif davranışlar öğrenmeye büyük ve aşılmaz engeller oluşturur.
  • Eğitimde en önemli ilkelerden bir de fırsat eşitliği ilkesidir.

Pestalozzi her yönüyle sağlam ve faydalı düşünceler öne süren, öne sürdüğü düşünceleri uygulamaya çalışmış bir reformisttir. Fakat onun fikirleri aynı zamanda gücünü silikliklerinden alır. Onlar flu ve esnek oldukları için kolay değişir ve gelişirler. Yenileşmeye, tazelenmeye ve geliştirilmeye açıktırlar. Yazarın düşünceleri oldukça nadiren felsefi bir kesinliğe erişir. Onun mütevazı duruşu görüşlerinin kabulü için hem olumlu hem de olumsuz etkiyi bir arada oluşturmuştur. Baskıcı bir düşünce adamı olmayan yazar görünürde anlaşılamamış fakat özünde derin anlamlar ifade eden kuralları eğitim dünyasına kazandırabilmiştir.

Pestalozzi eğitime dair görüşlerini günlük hayata indirebilmek için de çeşitli tavsiyelerde bulunmaktadır.  Soyut olan teorileri somut hale getirmek için şu yolları önerir ve uygular:

1.Çocuklarımıza resimli kitaplar almalıyız

  1. Bu resimli kitapların içeriği açıklayan kitaplar almalıyız.
  2. Çocuğun dil ve ifade yeteneğini arttırıcı basit kitaplar almalı okul öncesi dönemde dahi harflerle ilişkisinin sıkı olmasını sağlamalıyız.

Çocuğunu Nasıl Yetiştirirsin’de; erdeme, sevgiye ve iyiliğe giden yol olarak eğitim gösterilmektedir. Bu eğitim sayesinde bireyler düşüncelerini geliştirebilmekte ve dünyayı daha barışçıl bir yer olarak algılayabilmektedirler. Yazara göre insan doğasına uygun davranmalıdır. İçinden gelen sese uyumlu şekilde eğitilmeli ve ona kulak verecek şekilde davranışlar sergilemeyi öğrenmelidir. Doğaya aykırı şeylerin eğitim sonucu kazandırılmaya çalışılması oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilecek kötücül bir çabadır. Ayrıca ahlaki gelişim, insan için çok önemlidir. İnsan, doğası gereği ahlak ve iyi kötü anlayışları var olarak dünyaya gelir. Ancak eğitilmesi gereklidir.

Okul için “doğrunun ve yanlışın bilgisinin verildiği yer” tanımı uygun gören Pestalozzi, okulda iyi nedir ve kötü nedir, sorularının cevapları çocuklara verilmelidir, diye düşünür. İnsanın sonsuz bir enerjiyle dolu olduğundan söz eder. Gerçekten bu enerjinin sınırları oldukça geniştir ve verimli kullanılması gerekir. İnsan zihinsel enerjisini sağlıklı bir şekilde kullanmazsa zihninde boşluklar oluşur. Bu boşluklar genel ruh haline yansır ve kişi sürekli boşluklar içerisinde yaşar. Yaşamanın bir anlamı kalmaz. Zihnini boşluklar ele geçirir. Bunu engellemenin yegâne yolu zihni işler halde tutmaktan geçmektedir.

Yazar, eserde düşünmenin ve düşünceyi harekete geçirmenin insanlık için önemini vurgular. Onun eğitimden beklentisi soylu bir kalp ve doğru çalışan bir kafaya sahip olmaktır. Eğitimin çetrefilli bir süreç olduğunu da kabul eder elbette. İnsan bir hamurdur ve ona şeklini veren de eğitim kurumlarıdır. İyi eğitilmiş bireyler konuşmasından, yürümesinden, tavır ve hareketlerinden kendini belli edecektir. Fiziksel hareketleri ve mimikleri eğitilmiş olduğunun somut bir nişanesi olarak direkt göze çarpacaktır. Bireysel aydınlanma toplumların ve insanlığı aydınlanmasıyla sonuçlanacaktır. Yanlış eğitim ise insanı köreltir ve özünden uzaklaştırır.

Çocuğunu Nasıl Eğitirsin’de çocukların eğitilmesinin anne ve babaların seviyelerinin yükselmesiyle doğru orantılı oluşu üzerinde durulur. Zira çocuk özellikle manevi gelişimini ancak ve ancak ailesiyle en olgun seviyeye çıkarabilecektir.

Pestalozzi’nin en belirgin görüşlerinden birisi de insanın bencillikten, kurnazlıktan ve çıkarcılıktan arınması gerektiği düşüncesidir. Ona göre birey çıkarcı ve kurnaz davranarak kısa vadede kendi kârını çoğalttığını sanabilir. Aslında bu kendisi için bile kötüdür. Çünkü onun bu tutumu kendisi gibi bireylerin çoğalmasına neden olur. Herkes kurnazca davranır ve toplum çürümeye doğru ilerler. Çürüyen toplumda birkaç kurnaz kendi kârını maksimize etse de toplumun genelinin kendisi gibi kokuşmuş bir zihniyete sahip olacağından dolayı uzun vadede zararlı çıkacaktır.

Eserin belki de en anlamlı cümlesi hatta ana fikri sayılabilecek cümlesi ile yazımızı sonlandıralım: “Anneler sizlere çok büyük görevler düşmektedir. Sizin göreviniz kirlenmemiş, tertemiz nesiller yetiştirmektir.”

Çocuğunu Nasıl Eğitirsin, Johann Heinrich Pestalozzi, Çev.: Burak Erdoğdu, Roza Yayınevi, İstanbul 2018, 112 s.