Anlam Kodlaması Üzerine; Televizyon Yapımlarında Absürd Paradigma

DERVİŞ KIZIL@derviskizil

Geç Gelen Komedi; Leyla ile Mecnun

Bir metni yazarken o metne dair hesaplar yapabilirsiniz ancak dramatik olanın alacağı reaksiyonu rasyonel açıdan değerlendirmek imkansızdır. Yalnızca sosyolojik saptamalar ile öngörüde bulunabilir ve eserin tutarlılığını değerlendirebilirsiniz. ”Leyla ile Mecnun” ise, arz- talep teorisi ile varolmuş bir proje değildir. 2000’lerin başında ülkede mizah üzerine Penguen ve Uykusuz dergilerinin öncülüğünü yaptığı yepyeni bir anlam kodu ortaya çıkmıştır. Televizyon alanında bu anlam kodlamasının öncülüğünü yapan ”Leyla ile Mecnun” dizisinin kültleşme serüveninin sebebi, bir bakıma Penguen ve Uykusuz dergilerinin büyüttüğü ve hazırladığı bir jenerasyonun bu anlam kodunu sindirmesidir. Yapısı itibariyle absürd ögeler barındıran bu yapım, aslında izleyicinin aşina olduğu bir dilin görsel ile buluşmasının yarattığı reaksiyondur.

Kaygılı Bir Kült; Şubat

Şahsen dert edindiği konunun benim de önde gelen sancım olması itibari ile ”Şubat” dizisinin ”Ortadoğu Çaresizliği” üzerine gerçeküstü bir alternatif geliştirme çabası olduğunu söyleyebilirim. Estetiğin değil etiğin meseli olduğunu düşündüğüm “Kader“ olgusu üzerine kültürel anlamda yazılabilecek en yetkin hikayelerden biri böylece üretilmiştir. Hak ettiği değeri televizyon seyircisi karşısında göremeyen ”Şubat”, kült bir yapım olarak kendi kitlesinin gönlünde daima ayrı bir yerde duracaktır.

Bir Arz Talep Projesi; İşler Güçler

Günümüzde yeni jenerasyon izleyiciler artık televizyonda ve sinemada seyrettikleri kişilere sokakta da denk gelebilme arzusu taşımakta olup, ekranda ve perdede kendilerine sunulanın dışında neler olup bittiğini merak ediyorlar. Öteki tarafta oyuncu, yönetmen, senarist olma hayaliyle yanıp tutuşan “Atanamayan Sanatçı“ adayları sektörün iç yüzüne dair bilgi sahibi olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kitle ise, artık absürd ögelere alışıyor ve yenilerini bekliyor. Fakat daha büyük bir çoğunluğun taleplerine uymayan bu istek dolayısıyla ”İşler Güçler” de , ”Leyla ile Mecnun” ve ”Şubat”ın televizyondaki kaderinden nasibini alıyor.

Sosyal medyada hala yad edilen Leyla ile Mecnun, Şubat ve İşler Güçler’e şimdilerde yeni bir alternatif doğuyor. Televizyon seyircisinin absürd ve/veya alternatif olana karşı duruşu neticesinde, ”Odsy” (O Duyguyu Sana Yaşatmayacağım), diğerlerinin aksine tamamiyle internet seyircisi ile buluşmaya hazırlanıyor.

Bitmicek Bu Film!: O Duyguyu Sana Yaşatmayacağım

Belirli aralıklarla kameraya yaklaşıp seyirci ile direkt konuşan oyuncular, çekilen romantik sahnelerin tam ortasına atılarak bu sahneleri bıçak gibi bölen bir yönetmen, dolayısıyla bir türlü yaşanamayan katharsis üzerinden ilerleyen bir durum komedisi…

Tamamı karton dekorlardan oluşan dizinin içerisinde, aslında bir aşk filmi çekilmeye gayret ediliyor. Fakat bu çekimler seyirciyi tam 3 farklı gerçeklik ile sınıyor. Bu gerçekliklerden birincisi; bir aşk hikayesinin giriş gelişme sonuç biçiminde ilerlemesi, ikincisi; aşk filmi çekilirken aslında set ortamında ne gibi aksaklıklar yaşandığının birebir seyirciye gösterilmesi, üçüncüsü ise; projenin kurgu/montaj aşamalarının seyirciye gösterilmesi. Tüm bu aşamaları hiç kesmeden izleyicisiyle paylaşan bu yapım, aslında ağlanacak bir hale kahkaha attırıyor. Çünkü dizinin temel kişileri olan senarist, yapımcı ve yönetmen, bir türlü seti kotaramıyorlar ve tüm düğümler birbirine dolaşıyor. Dizinin romantik bölümlerinde, bir aktörle bir dövüşçünün aşkı arasında sıkışıp kalan Çehre’nin hikayesi anlatılırken, diğer yandan bu aşk hikâyesinin filmini çekmeye çalışan senarist, yapımcı ve yönetmen üçlüsünün mizahi durumlarına şahit oluyoruz. Sektörde kendisini var etmeye çalışan ve bunun sonucunda komik durumlara düşen bu “ Atanamamış Sinemacılar “ üzerinden bir üretim eleştirisi ortaya koyarak, sayısı gittikçe artan sinemacı adaylarının sağlam bir çıkış yolu araması sağlanıyor. Merak konusu ise, dizi içerisindeki karakterlerin çekmekte oldukları bu filmi vizyona taşıyıp taşıyamayacakları…

Üretenin, ürettiği zeminin fıtratı gereği karşılaştığı sorunlar bir humor temelinde ele alınırken, kendini tekrarlayan komedi yapımlarından çok farklı bir kulvarda, yepyeni bir furya başlayacağa benziyor.